Avrupalı, bir yuvarlak çizip de “işte dünya budur.” derse herkes ona inanıyor. Ben şu fıçıdaki gül gibi sibir yağına halistir diye bin yemin ediyorum da kimse inanmıyor.
Rüzgar pencereleri zangırdatıyor, kapıların altında uğulduyordu. Gümbürtü böyle bir saat sürdü, kıyıyı döven her dalga evi derin ve boğuk bir sarsıntıyla silkeliyordu. Sessizlik içinde yitip gitmiş, ezilmiş ev, su üstünde gemi gibi yüzüyordu sanki. Pauline artık nemli bir sıcaklığın içindeydi, yalpalayan düşünceleri, yardımsever insanlara özgü acıma duygusuyla, aşağıda denizin sıcak yataklarından kopardığı insancıklara yöneliyordu.