Korhan

Reklam
Mazi bir hayal, âti bir hülya idi ve insan ömrü hep bu kısacık anlardan ve belki sadece tek bir andan ibaretti.
Türk'üz Türkü Çağırırız
Bizim halk edebiyatımızda, türküsüz şiir okuma diye bir gelenek yoktur. Şiir çalınır söylenir de öyle dinlenir. Sesi türkü söylemeye yatkın olmayan hikâyeciler, yanlarına bir çalgı çalıp türkü söyleyen bulduktan sonra halka hikâye anlatırlar. O kadar ki, at üstünde giden hikâye kahramanları bile, ya kargısını saz edip "basar dertli sinesine, gelir sözün binasına" ya da eğer kadınsa, "On iki belik saçtan birini ayırıp saz yerine" dertli sinesine koyar, saç siyah gerdan beyaz, birbirlerine yakışır." Türkü ancak böyle söylenir.
Nicholson diyor ki: "İslam'da mistik şiiri azıcık bilen bir insan, kolayca fark eder ki, orada ruhun Tanrı'ya büyük aşkı, genel olarak doğulu sevdalıların ve sarhoşların diliyle ifade edilmiştir. Bir mistik şiiri bir şarap ve sevda türküsüyle karıştırmak çok kolaydır."