'Çaresizlik, Usanç. Boşluk hissi ve hiçlik... Bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır. İçinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. Bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.'
'Kitap okumanın dünyaya bakışımızı genişlettiği söylenir ki bu da dünyayı daha iyi anlayabilmemizi sağlar, anlayışa sahip oldukça da güçleniriz. Güçlendiğimiz yönünü başarıyla bağdaştıran isanlar olsa da durum yalnızca güçlenmekle sınırlı değil; anlayış beraberinde acıyı da getirir. Kitaplar, kısıtlı deneyimlerimizle hiç görmediğimiz bie dünyanın barındırdığı accılarla çevrelenmiştir. Bir başka deyişle, eskiden farkında olmadığımız ıstıaplarla karşı karşıya kalırız. Bir başkasının kederini derinden hissederken sadece kendi başarımız ve mutluluğumuzun peşinden koşmak zorlaşır. Bu yüzden kitap okumanın, aksine bizleri bahsedilen o başarıdan uzaklaştırdığı kanaatindeyim. Kitaplar bizi bizi başklarının önüne ya a üstüne koymaz; başkalarının yanında durmamızda yardımcı olur. Bu sebeple bizler başka bir açıdan başarıya ulaşıyoruz aslında.'
Geleceğin umutları veya hedeflerini barındıran bir hayat değil, sahici bir hayaldi bu; adamın Portekiz'e giden trene binmesini sağlamış olan hayaldği. Minjun, vardığı yerde mutlu olup olmayacağını bilemiyordu. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da adamın dünden tamamen farklı bir yaşama kavuşacağı gerçeğiydi. Kimisi için bu bile yeterli değil miydi? Dün sahip olduğu hayattan bütünüyle farklı bir yarın.