Nobel ödüllü Amerikan fizikçi Steven Weinberg'in dediği gibi, "Din insan şerefine hakarettir. Din olsa da olmasa da her zaman iyi şeyler yapan iyi insanlar ve kötü şeyler yapan kötü insanlar olacaktır. Ancak iyi insanların kötü şeyler yapabilmesi için din gerekir."
Bir tanrının (ya da bir tektonik levhanın) gücünün yetebileceği ve dünyayı alt üst edebilecek olayların daima insanoğluyla ilgili olduğuna inanmak ne haddini bilmez bir benmerkezciliktir? Neden aklında yaradılış ve sonsuzluk olan bir kutsal varlık, küçücük insan kötü davranışlarına ufak bir dikkat göstermek zorunda olsun? Biz insanlar kendimizi bu tip havalara sokarız, hatta küçücük "günahlarımızı" evrensel bir anlam seviyesine abartırız!
Kutsal kitaplardaki hangi parçalara inanılmasının gerektiğini, hangi parçaların sembolik veya kinaye olduğunu titizlikle seçeriz. Bu gibi titizlikle yapılan seçimler bir kişisel karar meselesidir ve bu aynen, bir ateistin şu ya da bu ahlaki kuralı az ya da çok seçmesinin, mutlak bir temeli olmayan kişisel bir tercih olması gibidir.