Benim yerimde kim olsa, ihtiyarın kaleyle ilgili tatlı bir anısı olduğuna ve onun bu anıyı hatırlamaya çalışarak, kısacık sürmüş de olsa, maziye tutunabilmek istediğine inanırdı. Oysa ben, uykusuzluk ve sigara dumanı yüzünden kan tutmuş kızıl gözlerinde, bir hatırlamanın değil, bir unutuşun, yok oluşun izlerini gördüm.
Zaman, bilindik formundan olabildiğince sıyrılıyor ve kendi kendini var eden o anlamı belirsiz boşlukta, öncesine göre daha esnek, olağan dışı, hepsinden önemlisi ağır, damla damla ilerliyor sanki. Ya da çok daha hızlı, bilemiyorum…
Beni büyük bir hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu maalesef… Önerildiğinde ve adını duyduğumda gerçekten çok heyecanlanmıştım ama beklentimi karşılamadı. Belki sonunda bir mesaj verir umuduyla son sayfasına kadar okuyup bitirdim lakin şu ana kadar hiç bu kadar hüsrana uğradığımı hatırlamıyorum :( Tek dikkatimi çeken şey kitaptakiyle yaşantımızın intihar kavramına yaklaşım biçiminin aşırı farklı olmasıydı ama yazar bunu ne sürekliyici bir biçimde yazarak önümüze sunabilmiş ne de farklı şekilde…