Kıskançlığın, aşkın, cesaretin anlatıldığı güzel bir yapıt.
17.yy Hollandası'nda çalkantılı bir dönem içerisinde lale yetiştirmeye çalışan, tıp eğitimi almış Cornelis Van Baerle'nin hikâyesi akıcı, etkileyici bir dil ile anlatılmıştır.Okurken cesaretin, sevginin, kıskançlığa nasıl galip geldiğini anladım. İmkansız diye bir şeyin olmadığını, her şeyin üstesinden mücadele ile gelinebileceğini aktarmaya çalışan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim:)
Heyecanla her satırını okuduğum bu güzel hikayede henüz homo sapiens adını bile almamış olan türümüzün gerçekleştirdiği ilk soykırımın hikayesini bir çocuğun gözünden tanık oluyoruz.Jack London Ağaç insanı, ateş insanı ve halk adını verdiği topluluk ile türlerin yaşantısını akıcı bir dil ile anlatmış.Türler kitapta aynı zaman diliminde verilmiş fakat gerçekte aralarında 5 milyon yıl zaman farkı var. Bu türler arasında yer alan ateş insanı halk insanını sistematik bir şekilde öldürüyor. Bu özellik insan karekterine daha uygundur diyebiliriz. Hikayede dikkatimi çeken şeylerden biri kitapta verilen 3 türün de yaşamak için geliştirdikleri aletler.Jack London bu hikayedeki hayal gücünün gerçeklerden farksız olmadığını görebiliriz.
Kitabı okumadan önce karakterlerini iyi özümsemeye çalıştım, böylelikle daha iyi analiz yaptım.Bir kitabı hemen çabuk bitirme düşüncesi ile çabuk bitmesin diye yavaş okumaya çalışma düşüncesinde olduğum sayısız kitaplardan biri oldu.Bu bence bir aşk romanı değil, insanların birbirine karşı önyargılarını ve bunun zamanla nasıl kırıldığını çok güzel bir dil ile anlatmış.Kahramanların birbirleriyle olan ilişkisini okurken hayatımdan örnekler gözümün önüne gelmeye başladı.Okumaktan keyif aldığım bir kitap daha oldu:)