"Ben istemediğim bir duruma zorla sokuluyorsam, bunun demokrasi ya da cumhuriyet neresinde söyler misin? Kimin hakkı var bir insanın, hem istemediği bir ortama doğmasını sağlayıp hem de o ortamı değiştirmesine engel olmaya? Kimin hakkı var bir insanı, zihniyetiyle taban tabana zıt bir toplumla gıkı çıkmadan bir arada yaşamak zorunda bırakmaya?"
"Ve ben sosoyalizme falan artık inanmıyorsan bunun sebebi de budur. Çünkü bu güçsüz adalelerimiz dünya durdukça böyle kalacağından hiçbir şey değişmeyecektir. Haksızlık doğuştan dostum: kuvvetli ve zayıf karşı karşıya bırakılmış bir kere. Sosyalizm sadece erkeklere gelmeyeceğine, kadın ve erkek toplumuna gireceğine göre hani eşitlik?"
"Bir an için benim kadar olmasa da beni sevdiğin sanrısına kapılıyorum, birkaç gün sürüyor bu, bir de bakıyorum uçup gitmiş o gerçek, yerine bir mektubun alaycı, küçümseyen bir satırı kalmış."
Gök çökünce sıkıntılarla sızlanan
Ruha bir kapak gibi ağır ve basık
Dökünce çemberi kuşatan ufuktan
Gecelerden de acı siyah bir ışık
Ve ruhumdan geçer upuzun tabutlar
Sessiz, ağır ağır, ümit ağlamada;
Merhametsiz korku mütehakkim, çakar
Siyah bayrağını eğilen kafama.
(Baudelaire)
"Peki ama, eğer aşk yoksa, benim içimde küçücük bir kızkenden beri var olan o duygu neydi? Onlar bile aşkın var olduğunu ispata yetmez mi? Benim, senin ve bütün kadınların arzuladığı, beklediği şeyin, aşkın var olmadığını değil, var olduğunu ispat etmiyor mu o duygular? Yoksa sadece bize, kadınlığa mahsus bir duygu mudur aşk?"