“Gamzesi varmış.”
Kırık bir mırıltı, duman eşliğinde dudaklarımdan döküldü. Gamzesi varmış. Zihnime kazıdığım en güzel an olabilirdi.
O adam bana hiç gülmemişti.
Bir başkasına gülüşüyle kaç sigara yakardım bilmiyorum ama bana hiç gülmeyeceği gerçeğine bütün paketi yakabilirdim.
İncir Kuşları'nı okuduğumda beni en çok etkileyen, Suada’nın aşkının ortasına bir bomba gibi düşen o savaş ve insanların yaşadığı derin çaresizlik oldu. Kitapta sadece fiziksel bir savaşı değil, insanların ruhen nasıl çöktüğünü, o karanlıkta nasıl nefessiz kaldıklarını görüyorsunuz. Ama her şeye rağmen, o büyük yıkımdan sağ çıkanların hayata tutunma çabası ve yeniden yaşamak için verdikleri o inanılmaz mücadele gerçekten insanın içini sızlatıyor. İnsan ruhunun ne kadar ağır darbeler alabileceğini ama yine de bir şekilde yaşamaya devam ettiğini çok samimi bir şekilde hissettiren bir hikaye.