İncir Kuşları'nı okuduğumda beni en çok etkileyen, Suada’nın aşkının ortasına bir bomba gibi düşen o savaş ve insanların yaşadığı derin çaresizlik oldu. Kitapta sadece fiziksel bir savaşı değil, insanların ruhen nasıl çöktüğünü, o karanlıkta nasıl nefessiz kaldıklarını görüyorsunuz. Ama her şeye rağmen, o büyük yıkımdan sağ çıkanların hayata tutunma çabası ve yeniden yaşamak için verdikleri o inanılmaz mücadele gerçekten insanın içini sızlatıyor. İnsan ruhunun ne kadar ağır darbeler alabileceğini ama yine de bir şekilde yaşamaya devam ettiğini çok samimi bir şekilde hissettiren bir hikaye.
Ah, nereden bilecektim, bütün bunların oyunu olmadığını; eğer kukla sensen o çöp kutusunun bu kadar korkunç olduğunu; kuklaların yırtıklarından kan sızdığını- aldattın beni ey dostum!
Kendimi pek iyi hissetmiyorum. Yine de şimdi bir dostum olsa terslemezdim, insanın dostlarının olması iyi bir şeydir sanırım. Ah! Ama Ben şu evrende yapayalnızım!