11.15 Zamanı Durdurmak Ülkü içimizdeki şeytanı görmemi sağladı. Şeyda Başer Eroğlu'nun nevi şahsına münhasır bir tarzı var. Muhakkak okunması gereken bir kitap. Zamanımıza not düşmesi açısından zaten oldukça kıymetli. Kötü ve kötülük kavramlarının altını çizdiği bu romanı bir çırpıda okudum. İlk kitabından sonra merakla beklediğim ikinci kitabıydı. Şimdi üçüncüsünü bekleyeceğim mecburen.
Ne güzel kitaptı. Filmini de izledim, etkileyici. Baba ve oğlun çatışması güçlü bir atmosferde verilmiş. Ayrıca geleneksel bir konunun işleyişi var.Keske bizden pek çok şey kitaplarda daha çok yer bulsa.
Bu hafta birkaç öykü kitabı okudum. Günlük konuşma dili kurmaca metinlerin olmazsa olmazı belki fakat yazarın da biraz ayrışması gerekiyor diye düşünüyordum. Bu isteğimi Eroğlu'nun kitabında buldum diyebilirim. Sanki sözlük okuyan birinin kitabını okudum. Tarzı diğerlerine göre daha farklıydı. Dolunay Böcekleri Poe tadında bir ülke gerçeği olduğundan aklımdan çıkmıyor. Salon Bitkisi Almanya göçünün kadınlar üstündeki korkunç yansıması tüylerimi diken diken etti resmen. Bir öykü vardı ki Canımızı Okuyanlar zihninin içine girip beni karakterle özdeşleştirdi hiç böyle bir metin okumamıştım. Edebiyatımızda yeni şeylerin olması yazı evrenine renk katması ayrıca kadın bir yazarın bunu başarması gurur verici. Şeyda Hanım'ı tebrik ediyorum. Umarım yeni bir kitapla karşıma çıkar. İlkler listeme yazdığım bir isim oldu.