Allah bizi birbirimize emanet etti . O emanete yaşarken sahip çıkmayıp öldükten sonra omuzlarda taşımak dünyanın en abes şeylerinden biri geliyor bana.
Hayatın sırlarından biri de şudur : yaşadığınız zorluklar , kalitenizin artması için karşınıza çıkan fırsatlardır. Onlar ile antrenman yapar, onlar sayesinde güçlenirsiniz. Üstesinden geldiğiniz her zorluk sizi bir beden büyütür. " kaderiniz sizi bir kumando gibi eğitiyorsa ileride size büyük bir görev verecektir!" Yürüdüğünüz yolda zorluk yoksa inanın o yol sizi bir yere ulaştırmaz. El değmemiş zirvelere patikalardan, derin vadilerden, uçurum kenarlarından geçerek varırsınız. Görülmeye değer yerlerin kestirmesi olmaz çünkü.
Hayatın anlamı nedir ? Sorusuna bilim cevap veremez , ancak din cevap verebilir . İnsan fıtratı gereği bir kutsalın ipine yapışmak zorunda . İnancı zayıf olan bile bindiği uçak türbülansa girdiğinde, yaşadığı ev depremde beşik gibi sallandığında en güçlü olana _ Allah'a _ sığınma ihtiyacı hisseder . Yanına gittiğimizde bütün dertlerimizi unuttuğumuz annemiz , yamacına yaslandığımız dağ gibi duran babamız son nefesini verdiğinde Allah'tan başka teselli arayacağımız kapı yoktur .
Present perfect tense neydi ? Limit , türev integral ne işe yarardı ? Sonuçta bir şeyler öğrendik mi bilmiyorum ama zannediyorum malumat sahibi olan fakat muhakeme edemeyen insanlar olup çıkmıştık. Diğer taraftan zihnimize doldurduklarımızın çoğunu yazılıdan sonra unutup gidiyor , öğrendiklerimizin hayatla olan irtibatını kuramıyorduk.