Amin Maalouf'un etkileyici zekâsını sanatsal bir dille ortaya koyduğu bir kitap daha...
Kitap Osmanlı İmparatorluğundan etkili bir hikaye ile başlayarak 70'li yıllara kadar dayanıyor. Kitap birçok kimlik sorununu hikayeleştirerek ele alıyor her zamanki gibi. Ermeni, Türk, Arap, Yahudi, Nazi gibi bi çok kimlikten bahsediyor ama en önemlisi Arap ve Müslüman olan İsyan'ın direnişçi devrim hikayesini ele alışı. Babasının devrimci lideri olması ümidiyle adını İsyan koyup omzuna yüklediği bu kocaman yükle Fransa'ya okumaya gönderdiği İsyan'ın devrim adı altında efsaneleşme hikayesinin bir anda nasıl dibe vurma hikayesine dönüştüğünü okuyunca şok olacaksınız.
Hayatının zirvesindeyken babasının gururu olmayı başarabilen İsyan direnişin önemli bir hareketi olarak yoldaşı olan ama aynı zamanda Ermeni olan Clara ile evlenince takdir görüp yine gurur kaynağı olsada o dönem nükseden İsrail Arap savaşlarından sonra 28 yıl boyunca kızından ve eşinden ayrı kalıyor. 28 yıl boyunca İsyan'ın yaşantısı beni derinden etkiledi ve çok üzdü o sayfaları okurken bazen tahammül bile edemedim Bakü'nün bu kadar düşmesine. Ama 28 yıl sonra hala umudunu yitirmemiş birisi olarak çabalaması inancı çok güzeldi. Kitabın sonunun havada kalması başta bi tık hayal kırıklığı gibi geliyor. Ama sonra Amin Maalouf'un kitabını okuduğunuzu hatırlayınca mükemmel bir son olduğunu düşünüyorsunuz.