Asla hatırlamak istemediğim, ancak unutmak içinde anlatmaktan başka çaremin olmadığı o kadar çok şey yaptım ki... Üstelik bunları da başka şeyleri asla hatırlamamak için yaptım... Ama bugünü, dünü unutmak için yaşamak, hiçbir halta yaramadı. Aksine... Unutulması gerekip de unutulamayanlar, katlana katlana çoğaldı. Meğer önce yarını unutmak gerekiyormuş... Her doğanın yeni bir güneş olduğuna inanacak kadar unutmak... Her güneşi ilk ve son kez gördüğüne emin olacak kadar unutmak. "Bugünkü biraz daha geniş sanki!" Ya da "Dünkü güneş daha ovaldi, değil mi?" Diyecek kadar unutmak... Her günü ilk kez yaşıyormuş gibi unutmak gerekiyormuş... Ve de bağırmak: "Hangi dinde Deja vu yok , ben ona inanacağım!" Ve de susmak: Nerede diriliş yok, ben orada olacağım.
Sorun da buydu zaten. Herkese, başka hayatların roman gibi gelmesi. Oysa sadece hayattı hepsi. Anlatınca roman olmuyordu. Belki en fazla, bir otopsi raporu...