Bir köylüye, bir işçiye çocuklar gereklidir. Onları beslemesi zor olsa bile, onun için gereklidirler. Bu nedenle evlilik ilişkileri haklı görülebilir. Bizim gibi, birkaç çocuğu olan bir ailenin başka çocuğa ne gereksinimi var ki... Yeni yeni endişeler, masraflar, çocuklarınıza yeni miras ortakları getirmekten başka neye yararlar? Doğrudan doğruya yüktürler...
Düzgün bir yaşamı olmayan birinin, durumunun ne denli kötü olduğunu görmemek için gözlerini kapayabilecek olmasında onun için hem kurtuluş vardır, hem felaket. Biz de öyle yapıyorduk işte.
Kadının üniversite öğrenimi yapmasına, devlet dairelerinde çalışmasına izin veriyorlar ama öte yandan onu bir zevk aracı olarak görmeyi de sürdürüyorlar. Kadına, bizde olduğu gibi, kendini böyle görmesini öğretirseniz, her zaman aşağılanmış kalacaktır. Ya aşağılık doktorların da yardımıyla doğurganlığını yok edecek, yani kendini hayvan düzeyine bile değil, bir eşya düzeyine indirerek tam bir orospu olacak ya da genelde her birinin olduğu gibi, ruhsal gelişme olanağı bulamayan isterik, mutsuz bir ruh hastası olacaktır.
Liseler, üniversiteler değiştiremez bunu. Ancak erkeklerin kadına bakışındaki ya da kadının kendine bakışındaki değişiklikle olur. Bu da ancak kadının, günümüzde olduğu gibi, kendisinin en saygın durumunu utanç, yüz karası değil, bekâreti saymaya başladığı zaman değişir. Bu gerçekleşmediği sürece, öğrenim durumu ne olursa olsun, her genç kızın ülküsü, seçim olanağı çok olsun diye, elinden geldiğince çok kendine erkek çekmeye çalışmak olacaktır.
Burada şeytanın kurnazlığına dikkatinizi çekerim: Eh, zevk, hoşnutluk... çünkü tatlı bir parçadır kadın. Hayır, başlangıçta şövalyeler kadını yücelttiklerini iddia ediyorlardı. (Yüceltiyorlardı ama, gene de ona bir zevk aracı olarak bakmaktan geri kalmıyorlardı.) Şimdi de kadına saygı duyduklarını söylüyorlar. Bazıları kalkıp yer veriyorlar ona, bazıları yere düşürdüğü mendilini alıp uzatıyorlar ona, bazıları onun her işte çalışmak, yönetime katılmak vs. vs. haklarının olduğunu savunuyorlar. Bütün bunları yapıyorlar ama, ona bakışları hep aynı: Bir zevk aracıdır kadın. Bedeni bir zevk ürünüdür. Kadın da biliyordur bunu. Kölelikten başka bir şey değildir bu.
Doğanın kralı, insan! Düşünün, hayvanlar yalnızca üreyebilecekleri zaman çiftleşiyorlar, oysa bizim doğanın aşağılık kralımız her zaman, zevk alabileceği her zaman... Üstelik bu maymun uğraşını yaradılışın en yüce yanı olarak, aşk diye adlandırıyor. Sonra, bu aşk adına, yani iğrençlik adına ne yapıyorlar?.. İnsanlığın yarısını mahvediyorlar. İnsanlığın gerçeğe, mutluluğa yolculuğunda erkeğe yardımcı olması gereken kadınların tümünü, erkek sırf kendi zevkini düşündüğü için, kendine yardımcı değil, düşman yapıyor. Bakın bakalım, insanlığın ilerlemesini her yerde kimler engellemektedir? Kadınlar. Niçin yapıyorlar bunu? Yalnızca bu nedenle.