Çok yalnızım dünyada, ama yine de yalnız değilim,
her saati kutsamaya yetecek kadar.
Çok önemsizim dünyada, ama yine de küçük değilim,
senin önünde karanlık ve akıllı bir nesne
gibi kalacak kadar.
Kendi irademdir istediğim ve ona eşlik etmek
eyleme giden yollarda;
istediğim, sessiz ve ürkek zamanlarda,
yaklaştığında bir şeyler,
bilenler arasında olmak
ya da yalnız başıma.
Kim var perdenin arkasında ? - Kış mı?
Anne: Fırtına mı ? Anne: Gece mi? Söyle !
Yoksa: Gündüz mü? ... Gündüz mü ?
Bensiz mi! Gün nasıl doğar bensiz?
Eksikliğiınİ duymuyor musunuz hiçbiriniz?
Beni hiç soran olmuyor mu?
Hiç hatırlanmamacasına unutulduk mu ?
Biz mi ? . . . Ama sen, oradasın;
henüz her şeyin var, değil mi?
Yüzünün çevresindeki her şeyin amacı
rahatlatmak o yüzü.
Gözlerin dinlendiğinde,
istedikleri kadar yorgun olsunlar,
açılabilirler yeni bir zamana.
Benimkiler ise yargılı susmaya.
Renklerini yitirecek benim çiçeklerim.
Aynalarım donup kalacak.
Kitaplamnda satırlar silinecek.
Kuşlarım kanat çırparken sokaklarda,
yabancı pencerelere çarpıp yaralanacak.
Artık hiçbir şey kalmadı benimle ilintili.
Bütünüyle bırakıldım.-
Ben, bir adayım.
Peki ama, neydi benden ve benim olan?
Yaşadığım sefalet bile yalnızca
ödünç verilmemiş miydi kader tarafından?
Kader dediğimiz ki, sade mutluluğu değil,
acıyı da ve her şeyi alır geriye,
yıkımları bile satın alır eskilerin yerine.
Kıpırdanıp duruyorsunuz ve sanıyorsunuz ki
bir başkadır sesiniz taşın taşa sürtmesinden,
ama yanılıyorsunuz; yalnızca benim
yaşayan, acı çeken ve gürültü eden.
Sonsuz bir çığlık içimde, yüreğimden mi,
yoksa karnımdan mı geldiğini bilmediğim.