Hiçbir şey sormuyorlardı. Soyluluk sadece şatolarda yaşamak değildi. İşte buydu! Sormamak. Sadece anlatılmak isteneni dinleyecek kadar meraka sahip olmak. ..
Belki, gece yarısından sonra dönüşmüyoruz kırbaçlanmak isteyen bir hilkat garibesine ama hapsolmuşuz görünmeyen duvarlı hücrelere. Herkesin kendine göre bir hücresi var. Bazılarınınki daha genişse, neyi değiştirir? Mahkum olduktan sonra hayata, fark eder mi üçe üç bir oda ya da binlerce kilometrekarelik bir ülke? Hayatlarımıza sadece acı yön veriyor. Dejenere mazoşistleriz! Dövülmek, hapsolmak, aşağılanmak için yanıp tutuşuyoruz. Acı! Noah'nın acısı fakirliktir. Benim acımsa elle tutulmaz. Hayatın kendisidir.
Eğer insanlar da bitkiler gibi,hareketlerini emirlere uyarak yapsalardı hiçbir zaman eylemlerinden dolayı suçlanamazlardı. Tercihler yapabildiğimiz için suçlanıyonız. Ya ahlakın içinde ya da dışındayız!
Bitkilerin hayatının insanlarınkinden
çok daha ilginç olduğuna eminim. En azından, onlarda karakter denilen işe yaramaz bölüm yoktur! Dolayısıyla birbirlerinden nefret etmeleri için de bir neden bulamıyorlardır.