Faili dalgalar olan ölü bir balık,
fırtınada çatısı yıkılan eski bir gecekondu,
ya da trafikte kulakları sağır eden korna sesleri gibi
kaotik bir yalnızlık var içimde.
Kirli camından bakıyorum evimin
gökyüzünün mavisine;
kaldırımda yalnızca gölgeleri var
insan müsvettelerinin.
Bir köpek, umarsızca yatıyor
yıllanmış bir çınarın yaşlı kökleri üstünde.
Yaşlı bir adam, olmayan dişleriyle
simit yemeye çalışıyor
dükkan önündeki taburede.
Güneş çekiliyor sessizce inine,
tüm kötülükleri gizlediği gibi
kirlerini de saklıyor pencerenin.
Akşam olunca çimde
gürültüsüz bir karanlık büyüyor,
ve sokak lambalarının titrek ışığında
yalnızlığım, kendine yeni gölgeler buluyor.