Kürşat Kartal

Kürşat Kartal
@Kursat___KARTAL
Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Mustafa Kemal Atatürk
Biyoloji öğretmeni
Doktora
Eskişehir
Eskişehir, 3 Mayıs 1978
15 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Tarih, insanları; insanlar da tarihi yarattığına göre ebediyete kadar devam edecek bir fâsid dairenin içinde kapalıyız demektir ve tarihin bedbahtlığı da kendisinin, menfaat gördükleri zaman en ilâhî hakikatı bile red, inkâr, tahrif veya ihfâ edebilen insanlar tarafından hikâye edilmesindedir.
Sayfa 87
Reklam
Makbule Hanım'ın... Bitmeyen isteklerinin Mustafa Kemal'i arada bir hiddetlendirdiği oluyordu. Meselâ, ağabeyine 9 Mayıs 1927'de gönderdiği mektupta İstanbul İskân Müdürlüğü'nde çalışan ve Selânik'te bıraktıkları emlâke karşılık olarak kendisine Arnavutköyü'nde yalı verilmesini sağlayan Zeki Bey'i tavsiye ediyor ve iyi bir vazifeye getirilmesini istiyordu. Zeki Bey daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin Beyoğlu mutemetliğini yapmış ama vazifesinden ayrılmasının ardından ihmal edilmişti ve Makbule Hanım "...bu kadirşinas ve sadık zâtın muavenet, himaye ve sahâbetinize mazhar olduğu takdirde vatana daha nafi hizmetler ifa edeceğini arzetmeyi yine kendime bir vazife-i vicdanî bilerek ellerinizden öperim ağabeyciğim" diyordu. Bu tavsiye Mustafa Kemal'i hayli hiddetlendirdi ve kızkardeşinin ricasını yerine getirmemesi bir tarafa, mektubun altına bizzat "Böyle işlere karışmak doğru değildir. Bir daha tekerrür etmesin! 19 Haziran 1927" notunu düştü!
Sayfa 77
...ayrılma hadisesi iki tarafın yaşama itiyatları ve müşterek hayat hakkındaki telâkkileri arasında mevcut esaslı farkların tabiî bir neticesinden ibarettir. Atatürk, beraber yaşadıkları müddetçe refikasına daima muhabbet ve hürmet göstermiştir; kendisini hiçbir suretle rencide etmemek için büyük gayretler de sarfettiği muhakkaktır. Fakat, bilindiği gibi O, şahsî hayatında ne durumda ve nasıl olursa olsun, bir kayıt altına girecek adam değildi; yaradılışı buna mani idi, bu itibarla evlendikten sonra da, alıştığı tarzda yaşamaya devam etmişti. Lâtife Hanım ise çoğu zaman zevcinin "fevkalade"liğini unutuyor, O'na karşı herhangi bir koca muamelesi yapmaya, hareketlerine biraz da yersiz ve yakışıksız şekillerde müdahale etmeye yelteniyordu; Atatürk'ün bu hallerden pek muztarip olduğu görülüyordu.
Sayfa 239
Elemim ve ıstırabım derindir. Bana müsaade et... Çıkayım, bütün cihâna şu hakikati söyleyeyim: "Benim mini mini kalbim bir mâbettir. Orada bir ışık yanar. Ona Mustafa Kemal aşkı derler. Ben yalnız onunla ve onun için yaşayan bir mahlûkum. Benim yolum yalnız onun göstereceği yoldur" diye bağırayım!
Sayfa 181
"Hangi kahramanlar gecesi? Kahramanlar öldüler. Bu gece dalkavuklar gecesidir. ... Kâhin Şilka... : - Şu sarhoş, beriki herifleri paçavraya çevirdi! dedi. Arkadaşı cevap verdi: - Yanlış söyledin. Paçavraları tersine çevirdi!.."
Sayfa 74
Reklam