Daha ilk anda iki şehzade arasındaki taht kavgası Osmanlı tarihinde alışılmış ve ileride de tekrarlanacak tipte bir facia değildir. O kadar ki padişah II.Mehmed'in nâşı defnedilmeden bir hafta kadar ortada kalmıştır.
Hiç aman vermeyen, hiçbir şeyi unutmayan, fevkalade sert bir hükümdardı. Çandarlı Halil vakası da Mahmutpaşa vakası da bunu gösteriyor. Coğrafyayı iyi bilen, zamanı iyi kollayan bir devlet adamı ve hakikaten 15. asrın dünya adamı. Denilebilir ki 15.asır ancak Fatih ile anlamını kazanır.
Üçüncü Roma, Müslüman bir imparatorluktur. Yani Osmanlı, Yeniçağ dünyasının yeni şartlarına Roma olarak uyum göstermiştir. Ama 19. Asır sonunda ki uluslararası çağda büyük darbeler yemiştir. Dördüncü bir Roma ise olmayacaktır.
Osmanlı Devleti'nin tarihi, Batı için çok önemlidir ve ne yazık ki biz bunu anlamamışızdır. Zira ilk kez Balkanlarda iki ayrı medeniyet, Doğu ile Batı bir araya gelmiştir.
Şehzadeler mektepte diğer şehzadelerle birlikte özel olarak eğitilmiyor. Birçok şeyi Enderun gulamlarıyla, beraber öğreniyorlar. Mahiyetindeki çocuklarla derse girersen tembel görünmemeye, mahcup olmamaya, dikkat edersin. Çok kuvvetli bir disiplin var sarayda. Maalesef teferruatlı bilgiye sahip değiliz ama üst üste bu kadar komutan, idareci, yetişmesi tesadüf olamaz. Geleneksel eğitim, topluca ve rekabetle sağlanan bir olgudur. Kadınlar da böyle yetişmez mi: mutfak işleri, nakış, dikiş hep rekabet sayesinde öğrenilir.