Mehmet Cuma ÖZTÜRK

Mehmet Cuma ÖZTÜRK
Biraz okur biraz yazarım. Ha arada acemi olmakla beraber Photoshop ile uğraşırım. Daha size kendimi nasıl anlatayım? Bir garip ademim işte.
Memur & Lisans Öğrencisi
Önlisans
İSTANBUL
Hatay / KIRIKHAN
1137 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı
Şeyh Sait isyanı geliyorum demiş
Gel gelelim hükümet Şeyh Sait isyanımdan en az 3 ay önce Doğu vilayetlerinde bir irtica kalkışmasının hazırlandığı haberini almıştı. Zira her ne kadar Nasturi isyanı bastırılmış olsa da, öteden beri yegane hedefi Musul'u Türkiye'den koparmak olan İngilizlerin; Türkiye'nin başına daha büyük belalar açacağına hiç kuşku yoktu. Hal böyleyken iç Siyasette Cumhuriyet Halk Fırkası ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, gittikçe sertleşen amansız bir iktidar muhalefet kavgasına tutuşmuşlardı. Şeyh Said isyanından, yaklaşık üç buçuk ay önce Çapakçur (Bingöl) ilkokulu Başöğretmeni, Mehmet Zeki Dündar Alp, Doğuda bir irtica ayaklanmasının hazırlandığını eski Genç mebusu Hamdi Bey'in de imzaladığı, 26 Ekim 1924 tarihli bir zabıt varakasıyla Çapakçur Kaymakamlığı'na ve Genç Valiliğine bildirmiş, fakat hükümet tarafından hiçbir önlem alınmadığı gibi Dündar Alp de yalan ihbarda bulunduğu suçlamasıyla Genç Valisi İsmail Hakkı Bey tarafından mahkemeye verilerek 5 Şubat 1925 tarihinde 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı! Mahkeme süreci devam ederken doğrudan doğruya Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Dahiliye vekaletine çektiği üç ayrı telgrafla söz konusu İsyan hazırlıklarını ve bu hazırlıkları, ihbar ettiği için maruz kaldığı muameleyi anlatan Dündar Alp, can güvenliği olmadığı kaygısıyla Genç'ten Lice'ye gidecek, fakat isyanın henüz ilk günlerinde Lice'yi işgal eden asiler, bizzat Şeyh Said'in emriyle bu vatanperver öğretmeni evinin önünde vahşice öldürdükten sonra sürükleyip köpeklere parçalattıracaklar ve en nihayetinde, bu aziz şehidin vücudundan geriye ne kalmışsa onu da fırlatıp bir mektebin avlusuna atacaklardır!
Sayfa 110 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
İyi bayramlar 1K
Bayram sevincinin gönüllerinizden hiç eksilmediği, gönlünüzün huzurla dolduğu bir bayram dilerim.
Orkinos
İnsan dinlenmek için durur. Ben durunca düşünmeye başlıyorum.
Yüzyılda geçse durum aynı
Bazen 200 kuruş çaldığı için aciz bir memurun mahkemelerde süründüğünü görüyoruz. Fakat vatanın mahvedenlerin milyonlar çalanların mesul edildiğini hiçbir zaman görmedik. Bu memlekette Büyük hiçbir mesuliyetin cezalandırılmaması, mesuliyet mevcut olmadığı fikrini yerleştirmiştir. Biz de mesuliyet yalnız lakırtıdan ibarettir. Büyük hastalıkların başı buradadır.
Sayfa 93 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Ermeni zenginleri yolsuzluğu
Milli Mücadele'nin başladığı sıralarda yabancı pasaport edinerek yurt Türkiye'ye dönmek istemisler, fakat bu istekleri "yabancı pasaport edi-dışına çıkan bazı Ermeni zenginleri, savaşın sona ermesiyle yeniden aerek kendi kendilerini vatandaslıktan çıkardıkları" gerekçesiyle Türk hükümeti tarafından kabul edilmemisti. Hatta bu gerekçe, Lozan Ant-laşması'na da bir madde olarak kaydedilmis ve yabancı pasaport kul-lanarak yurt dısına çıkan Rum ve Ermenilere. Türkiye'nin sınırları bir daha açılmamak üzere kapatılmıştı. Ancak cumhuriyetin ilan edildiği stralarda bircok Ermeni zengini vurda girmenin ve "emväl-i metrike" savilan mallarına yeniden sahip olmanın yolunu buldular. Evvela 1 Nisan 1924 tarihli Müstakil Gazete'de, Karnik Sebuhyan adlı bir Ermeni zengininin rüşvet dağıtarak İstanbul'a girdiğine dair gazeteleri, Mütareke devrindeki hainlik ve alçaklıkları ve bir o kadar bir haber vavımlandı. Bu haber üzerine ertesi günkü bütün İstanbul ve Benon Değirmenciyan gibi bazı Ermeni firarilerin on beş-yirmi bin da servetleri meshur olan Karnik Sebuhvan, Diran Gümüşgerdanyan liraya varan harcamalarla İstanbul'a döndüklerini, hatta kendilerini defetmesi gereken makamlardan yardım ve iltifatlar görmek suretiyle mallarına yeniden kavustuklarını yazmaya başladılar. Gel gelelim İstanbul Valisi Haydar Bey, Ankara'dan aldığı bir telg-rafa istinaden gazetelerde ismi geçen Ermenileri 4 Nisan tarihinde apar topar sınır dışı etti. Fakat Haydar Bey bu telgrafı hangi makam dan aldığını açıklamadı. Bu ise firarilerin sorgulanmasına mâni olun-mak istendiği şeklinde yorumlandı ve işin içinde bazı nüfuz sahibi adamların bulunduğu ihtimalini gündeme getirdi. Nitekim Müstakil Gazete yazarlarından Suphi Nuri, bu Ermenilerin konsoloslarımızdan vize edilmiş pasaportlar alarak memlekete
Sayfa 91 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Reklam