Gel gelelim hükümet Şeyh Sait isyanımdan en az 3 ay önce Doğu vilayetlerinde bir irtica kalkışmasının hazırlandığı haberini almıştı. Zira her ne kadar Nasturi isyanı bastırılmış olsa da, öteden beri yegane hedefi Musul'u Türkiye'den koparmak olan İngilizlerin; Türkiye'nin başına daha büyük belalar açacağına hiç kuşku yoktu. Hal böyleyken iç Siyasette Cumhuriyet Halk Fırkası ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, gittikçe sertleşen amansız bir iktidar muhalefet kavgasına tutuşmuşlardı. Şeyh Said isyanından, yaklaşık üç buçuk ay önce Çapakçur (Bingöl) ilkokulu Başöğretmeni, Mehmet Zeki Dündar Alp, Doğuda bir irtica ayaklanmasının hazırlandığını eski Genç mebusu Hamdi Bey'in de imzaladığı, 26 Ekim 1924 tarihli bir zabıt varakasıyla Çapakçur Kaymakamlığı'na ve Genç Valiliğine bildirmiş, fakat hükümet tarafından hiçbir önlem alınmadığı gibi Dündar Alp de yalan ihbarda bulunduğu suçlamasıyla Genç Valisi İsmail Hakkı Bey tarafından mahkemeye verilerek 5 Şubat 1925 tarihinde 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı! Mahkeme süreci devam ederken doğrudan doğruya Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Dahiliye vekaletine çektiği üç ayrı telgrafla söz konusu İsyan hazırlıklarını ve bu hazırlıkları, ihbar ettiği için maruz kaldığı muameleyi anlatan Dündar Alp, can güvenliği olmadığı kaygısıyla Genç'ten Lice'ye gidecek, fakat isyanın henüz ilk günlerinde Lice'yi işgal eden asiler, bizzat Şeyh Said'in emriyle bu vatanperver öğretmeni evinin önünde vahşice öldürdükten sonra sürükleyip köpeklere parçalattıracaklar ve en nihayetinde, bu aziz şehidin vücudundan geriye ne kalmışsa onu da fırlatıp bir mektebin avlusuna atacaklardır!