Mehmet Cuma ÖZTÜRK

Mehmet Cuma ÖZTÜRK
Biraz okur biraz yazarım. Ha arada acemi olmakla beraber Photoshop ile uğraşırım. Daha size kendimi nasıl anlatayım? Bir garip ademim işte.
Memur & Lisans Öğrencisi
Önlisans
İSTANBUL
Hatay / KIRIKHAN
1137 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı
Kara Kemal'in Aklından Neler Geçiyor?
Yukarıda da söylediğim gibi suikast olayına bulaştırıldığı için ilk iş olarak Abdülkerim ile birlikte Semra Hanım'ın Beşiktaş'taki konağına kaçıp saklanmış bulunan Kara Kemal Bey, suikast olayının iç yüzünü anlamak ve bu olanların iktidar tarafından nasıl kullanılacağını önceden kestirmek amacıyla Vakit gazetesini günü gününe takip etmekte ve ilanlara varıncaya kadar her yazıyı dikkatle gözden geçirmektedir.
Sayfa 87 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Farklı bir bakış
Ancak bütün bu cinayetleri Musul meselesini tamamen kendi çıkarları doğrultusun da halletmek için planladığı Anlaşılan İngilizler arkalarında hiçbir somut delil bırakmadıkları gibi bu süreçte Ali Şükrü Bey ve Osman Ağa'nın ortadan kaldırılmasında rop oynadığı hiç su götürmeyen İsmail Hakkı Tekçe ile İngiliz istihbaratı arasında herhangi bir iletişim olup olmadığını sorgulamak her nedense kimsenin aklına gelmiyor. Ve böylece Gazinin Muhafız Alayı komutanı Osman Ağa'yı güya Gaziyi korumak için öldürdüğü algısı yaratılan bu karanlık adam, cinayetin hemen ardından Atatürk'ün yeni Muhafız Alay Komutanı oluyordu.
Sayfa 83 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Gözlemcilerin gözünden Lozan
Mudanya Konferansı'nda alınan kararlardan sonra 20 Kasım 1922 tarihinde başlayan ve özellikle Musul meselesi etrafında son derece gerilimli müzakerelerle devam eden Lozan Barış Konferansı, 4 Şubat 1923 tarihinde birdenbire kesintiye uğradı! Oysa Türk delegasyonu, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki İkinci Grup ve Ali Şükrü Bey gibi muhaliflerin değil, Lozan'da bulunan bütün Türk basın mensuplarının dahi tepkisini çeken çok büyük tavizler vermişlerdi! Bu yüzden bir yazısında "Türkler Lozan'da azamî fedakârlığı yaptılar ve taviz vermenin en son derecesine geldiler. "İsmet Paşa, Türklerin son tekliflerini bildirirken bütün Türklük titredi ve bir eyvah dedi!" cümlelerini kuran İleri gazetesi başyazarı Suphi Nuri, bir başka yazısında "Gazetecilik mesleğimin bugün en fena saatlerini yaşadım. Vicdanım azap içindedir! Vazifemi ifa edemiyorum. Bildiklerimi yazsam kamuoyumuzu korkutacağım. Düşündüklerimi bildirsem, zülfüyâre dokunacağım!"
Sayfa 62 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Mesele: İngiliz emperyalistliği meselesi
Yunus Nadi, daha evvel Musul Meselesi ile ilgili yazdığı makalelerin birinde, tıpkı günümüzde olduğu gibi o sıralarda da Türkiye'nin en önemli meselelerinden biri olan Musul ve Suriye meselesi için son derece yerinde bir tespitle "Musul meselesi, Suriye meselesi, bilmem ne meselesi... Hayır, bunların hiçbiri değil, en doğru ve en şamil ifadesiyle mesele, İngiliz meselesidir: Dünyaya tahakküm ve her yerde insaniyetin huzur ve rahatına tasallut eden İngiliz Emperyalistliği meselesi" demekteydi.
Sayfa 61 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Hükümet Musul'u İngilizlere sattı iddiasına dair
Hiç kuşku yoktu ki Birinci Lozan Konferansı'nda müzakere edilece en gerilimli konu Musul meselesiydi. Nitekim müzakerelerden hiçbir sonuç elde edilememiş ve bu mesele İngiliz Hariciye Nazırı Lord Curzon'un baskısıyla muahedenin imzalanmasından sonraki dokuz ay zarfında Türkiye ile İngiltere arasında bir sonuca bağlanmak ve eğer bu olmazsa Cemiyet-i Akvam'a havale edilmek üzere Konferans gündeminden çıkarılmıştı. Ancak sonraki süreçte cereyan eden Haliç Konferansı, İstanbul Konferansı yahut Musul Konferansı olarak bilinen görüşmelerde bir sonuç alınamayacak ve Musul sorunu Türkiye ile Irak arasında 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara'da imzalanan bir antlaşmayla ve tabii tamamen İngiltere'nin istediği şekilde halledilecekti.
Sayfa 60 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Reklam