Bu kitap Antik Roma Tarihi adıyla yayımlanmış olsa da, okuduktan sonra bu başlığın ne kadar yerinde olduğu konusunda tereddüde düşürüyor. Çünkü eser, klasik anlamda kronolojik bir Roma tarihi anlatısından ziyade, bugüne kadar üretilmiş Roma tarih anlatıları üzerine yazılmış bir deneme niteliği taşıyor.
Elbette Roma tarihine dair bilgi sunuyor; ancak bu bilgi, Tacitus, Cicero, Plinius ve Suetonius gibi temel kaynakları daha önce okumuş olan okurlara çok daha fazla hitap ediyor. Mary Beard’ın hızlı düşünce sıçramaları ve sık bağlam değişiklikleri ise anlatının bütünlüğünü zaman zaman zedeliyor. Aynı içerik, Roma tarihini daha kronolojik, daha derli toplu ve belki de daha eğlenceli bir biçimde aktararak da sunulabilirdi. Bu nedenle anlatının bu denli parçalı olmasının gerçekten gerekli olup olmadığı sorusu, okuma boyunca zihnimi meşgul etti.
Yazarın amacının klasik bir Roma tarihi yazmak olmadığı açık; ancak bu niyet metnin sunuluşunda yeterince belirginleşmiyor. Kitap, Antik Roma Tarihi yerine Roma tarih anlatılarına yönelik bir inceleme olarak konumlandırılsaydı, hem amacı hem de okur beklentisi açısından çok daha isabetli bir yerde durabilirdi.
Roma tarihini özet olarak okumak istiyorum diyen birine çok uygun olmayabilir. Niyeti daha farklı bir kitap bence. Adrian Goldsworthy – Roma İmparatorluğu daha doğru bir tercih olabilir bunun yerine Roma için.