“Yalnızca cesur olanlar, Güneş ve Ay Törelerini anlayanlar, tek cevabın BİLMİYORUM demek olduğunu bilirler.“Bu ilk başta ürkütücü görünebilir; dünyayı, dünyevi şeyleri ve varoluşumuz konusundaki kendi yorumumuzu irdelerken bizi son derece kırılgan bir duruma getirir. Ama o ilk korkuyu bir kez yendikten sonra, mümkün olan tek çözüme, hayallerimizi izlemeye alışırız. Hep atmak istediğimiz adımları atabilecek cesarete sahip olmak, Tanrı’ya inandığımızı göstermenin bir yoludur.“Bunu kabullendiğimiz anda yaşam kutsal bir anlam kazanır; o zamana kadar çok sıradan bir yaşam sürmüş olan Bakire Meryem’e günün birinde bir yabancı gelerek müjdeyi verdiğinde M eryem’in duyduğu duygunun aynısını biz de yaşarız. Bakire Meryem, ‘Bana dediğin gibi olsun,’1 dedi. Çünkü bir insanoğlunun yapabileceği en yüce şeyin Gizem’i kabullenmek olduğunu anlamıştı.”
Yine uzun bir sessizlikten sonra Wicca çatalını bıçağını alıp yemeğini yemeye devam etti. Brida ona baktı, onun yanında olmaktan gurur duyuyordu. Wicca’mn parasını nasıl kazandığı, birine âşık olup olmadığı ya da birini kıskanıp kıskanmadığı gibi hiçbirzaman sormayacağı sorular artık kafasını kurcalamıyordu. Gerçek bilgelerin ömürlerini olmayan bir cevabı aramakla geçiren, böyle bir cevap olmadığını anlayınca kendileri bir cevap uydurmaya kalkmayan gerçek bilgelerin ruhlarının yüceliğini düşündü. O bilgeler bir yanıt uydurmak yerine, asla anlayamayacakları bir Evren’de alçakgönüllülükle yaşamaya
devam etmişlerdi. O evrene gerçekten katılabilmelerinin
tek yolu, kendi arzularının, kendi hayallerinin peşinden gitmekti, çünkü insan ancak bu yolla Tanrı’n bir aracı olabilirdi.
“Öyleyse bir cevap aram aya uğraşm anın amacı nedir? ”
“Cevap aramıyoruz, olduğu gibi kabulleniyoruz; o zaman yaşam çok daha yoğun, çok daha parlak oluyor çünkü