Ahmet Dalkıran

Ahmet Dalkıran
@Kvothe_7
Şimdi Piri Reis'in haritasını yeniden çizmenin zamanı. Bana siyah bir kalem kes gecenin dallarından. Boğuyor keşfedilmemiş yerlerin haritaları...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Ahmet Dalkıran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·206 syf.·
2023 13. kitabı
A. Ali Ural
8.3/10 · 22,9bin okunma
Bu yaşamda insan en çok kendisinden korkar. Onlar da korkacak ve beni susturmaya çalışacaklar, önce konuşmam için işkence yapan adamlar artık susmam için çarmıha gerecek, elektrik verecek, her yanımı kana bulayacaklar. Hakikat benim için ne kadar dehşetliyse onlar için de öyle olacak. Kendimle ilgili her şeyi anlatacak ve onları görmek istemedikleri yanlarıyla yüzleştireceğim. Aynaya ilk defa bakan cüzzamlılar gibi şaşıracak, geri çekilip duvara yapışacak, kendilerini değiştirmeyecekleri için aynayı, yani benim yüzümü ve kemiklerimi kırıp dökmekten başka yol bulamayacaklar.
Üzgün ruhum. İhtiyar budala. Eskiden kanatlarında kıvılcımlar yanan ruhum. Umudun mahmuzu yavaşça dokunsa şahlanırdın. Ey derin derin soluyan hasta, işe yaramaz beygir. Sönmeyen yanı var mı dünyanın? Ruhum, yaraları kanayan sefil bunak. Artık ne yaşamın tadı, ne de aşkın dinmeyen fırtınası sularına ulaşır. Ey her solukta beni eriten zamanın ürpertisi. Ruhumu çekip uzaklara götüren zaman. Anne! Memeni zorla ağzıma bastırdığında, süt yerine neden gözyaşı verdin? Anne! Zayıf bedenime sarılırken neden benim değil ölmüş babamın adını sayıkladın? Bana Kamo yerine Kamil dediğinde babamı düşündüğünü anlıyordum. Son gecende de burada Kamil diye seslendin. Üstüne bastığın taşın sağlam durmadığını, yerinden oynadığını biliyordum. Düşecektin anne! Babamın sayesinde doğduğumu, bu yaşamı ona borçlu olduğumu söylüyordun. Tanrı'nın cezası! Ölüler ölüydü. Işık ne kadar kötüydü, bunu anlamıyordun. Işık sadece dış yüzü gösteriyordu. Bizi, içe bakmaktan alıkoyuyordu.
Siyasete inanmıyordum, hayatım boyunca yakınlık duyduğum tek siyasi kişi lisedeki edebiyat öğretmenim Hayattin Hoca'ydı. Bu konulardan söz etmese de, biz onun dosyalarının arasında sosyalist dergiler görürdük. Benim inançsızlığım mutlaktı; malzemesi insan olan siyaset dünyayı nasıl değiştirebilirdi ki? İyiliğin toplumu kurtaracağını düşünenler insanı tanımıyorlardı.