Tekrar ilkokuldaydım sanki. Güçlülerin yerine zayıflar birikmişti etrafıma, yenenlerin yerine yenilenler. Yaşamımı onların eşliğinde sürdürmek alın yazım olmalıydı. Çok sıkıyordu bu canımı, beni asıl rahatsız eden bu gerizekalıların beni dayanılmaz bulmalarıydı. Kelebeklerin arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım. Yanlız yaşamak istiyordum, yanliz olunca daha iyi hissediyordum kendimi, daha temiz, ama onlardan kurtulacak kadar zeki değildim. Onlar benim efendilerimdi belki de: şekil değiştirmiş babalarım
Güneşin bile babama ait olduğunu, onun evinin üstünde parladığı için benim güneşe hakkım olmadığımı hissediyordum. Güllerinden farksızdım, ona ait olan bir şeydim.