Övülen veya yerilen davranışlar, insan tekrar ettikçe
kuvvet kazanır. Aynı şeyi tekrar tekrar, defalarca yapmak ve farklı vakitlerde olmak üzere uzun zaman bu hareketlere devam etmek, o davranışların insanda iyice yerleşmesine yol açar. Övülen veya yerilen davranışlardan hangisine devam edilirse edilsin, bir süre sonra insan bunları âdet haline getirir. Bu âdetler devam edildikçe de ahlak/huy haline gelir. Mesela yazma sanatında becerikli olan kişi bir anda usta olmaz. Önce yaza yaza bunu alışkanlık haline getirir, sonrasında da yazma işinde maharetli bir usta olur.
İnsan; özü itibarıyla davranışlarını, ahlakını, temyiz (iyiyi kötüden ayırt edebilme) gücünü terbiye edebilir veya bunları bozabilir bir yapıda yaratılmıştır. Genelde insanlar, bunlardan sadece birinin yolunu tutmuş ve ona meyletmiş olsalar dahi, aslında kötüye de iyiye de giden yollar kendilerine açılmış ve kolaylaştırılmıştır. Her iki yolda da ilerleme kabiliyetinde yaratılmışlardır. Nitekim Yüce Allah bu konuda, “Biz ona doğru yolu gösterdik. Şimdi isterse bu doğru yola uyar ve bize olan minnettarlığını gösterir isterse üzerindeki hakkımızı görmezden gelerek inkâr eden bir nankör olur."
İnsan, manevî açıdan temizlenince kalbi sükûnetle dolar ve son derece güzel ruhların meskeni haline gelir. Nitekim Yüce Allah, mü'minler hakkında şöyle buyurmaktadır: "O, imanlarına iman katsınlar, Yüce Allah'a olan güvenleri artarak iyice sağlamlaşsın diye inananların kalbine sükûnet/ huzur indirendir."
Kendini manevî kirlerden temizleyen/arındıran insan
ise kalbindeki örtüleri tecelli nurlarıyla kaldırır, hakikati
(doğruyu) ve bâtılı (yanlışı) iyice kavrar, kendini ilgilendirmeyen şeylerle zaman kaybetmez ve onları elde etmek için uğraşmaz; işte o zaman güzel bir hayat yaşamış olur. Nitekim Yüce Allah da şöyle buyurur: "Biz onu daha dünyada iken manevi açıdan en güzel şekilde yaşatırız."