Yüce Allah'ın insanları ibadetlerden sorumlu tutmasının amacı, Kendine bir fayda sağlamak değildir. Buradaki maksat, insanları ibadetlerle yormak, onlara hayatı zindan etmek de değildir. O, bir efendinin köle ve hizmetlilerini çalıştırıp yorarak onlardan istifade etmesi gibi hareket etmez çünkü yaratılmış olan hiçbir varlığa muhtaç değildir. Yüce Allah, “O, sizin için her zaman kolaylık ister; zorluk istemez." buyurmaktadır. Bırakın zorluk istemeyi, aksine, insanı nefsanî kir ve pisliklerinden arındırmak/temizlemek istediği için ibadetlerden sorumlu tutar. Böylece insan sürekli ve kalıcı olan sonsuz bir hayatı elde etme imkânına sahip olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilgi, hikmet ibadet, övülen güzel ahlak . Bu tohumlar manevî sahaya ekilince ebedî bir hayat, bitmek tükenmek bilmez bir zenginlik olarak meyvesini verir. İnsan bunları ne kadar arttırırsa o kadar övülmeye
layık güzel bir insan olur. Ancak bunları, manevî değerlerin kadrini kıymetini bilenler ve onlardaki faydayı görebilenler isteyebilirler.
Yüce Allah dünyayı, ebedî nimete ve hakiki saadete ulaşmaya yetecek kadar bir zaman için geçici olarak yarattı. Bize bu nimetleri nasıl elde edeceğimizi ve nasıl kullanacağımızı açıklayan hükümler belirledi. Ancak insanlar bu nimetleri elde etmek ve kullanmak konusunda iki farklı gruba ayrıldılar. Birinci grup, Allah'ın emrettiği şekilde helal yoldan bu nimetleri elde etti ve onları gerektiği gibi kullanarak onlardan faydalandı. Böylece yaptıkları fiiller onlar için
tam bir nimet ve hakiki saadet oldu.
Dünyevî nimetler helal yoldan elde edilir, yaratıldıkları
gaye doğrultusunda kullanılır ve kendilerinden gerektiği şekilde istifade edilirse tam bir lütuf ve saadet sebebi olur.
Herkes saadeti elde etmek için var gücüyle çalışır ancak çoğu kez yanılır. Aslında saadet/huzur vesilesi olmayan şeylerin peşinden gider ve bunlarla aldanır. Bunların durumları Yüce Allah'ın, "Inkâr bataklığına saplanan kalbi karaların yaptıklarına bir karşılık beklemeleri, çölde susuzluktan ölecek seviyede susayan kişinin serap görmesine benzer. Umduğu yere varınca bir de bakar ki hiçbir şey yok. Aslında hepsi bir aldatmacadan ibarettir."“İnkâr bataklığına saplanan kalbi karaların yaptıkları şeyler fırtınalı bir günde rüzgârın saçıp savurduğu küller gibidir. Bir karşılık ümit ederek yapmış oldukları şeylerden hiçbirinin hayrını görmeye güç yetiremeyecekler." ayetlerinde buyurduğu gibidir