Çocukları insan elbisesi giymiş aşağılık kişilerden uzak tutmak gerekir çünkü çocuk, bu çocukluk döneminde etrafindan etkilenebilecek ve balmumu gibi kolayca her türlü şekli alabilecek durumdadır. Ona, övülecek güzel işlerle uğraşmanin ve şerefli bir insan olmanın değeri gösterilmeli, aşağılık biri olmanın ve yerilecek kötü davranışlarda bulunmanın zararları iyice öğretilmelidir. Aşırı yeme ve içmekten hoşnut olmamalı, kendine yetecek kadarıyla istifade etmeyi bilmelidir. Nefsanî istek ve arzularına karşı gelebilmeli, hafifmeşrep beyinsizlerden uzak durmalıdır. Gün içinde az uykuyla yetinmeyi bilmelidir çünkü gündüz uykusu insanı yaşlandırır ve tembelliğe sebep olur. Davranışları ve sözlerinde vakarlı olmalı, ağırbaşlı hareket etmelidir. Arkadaşlarına karşı kibirlenmekten, kendini övmekten, onlarla kavga etmekten, alay etmekten, onlara sövmekten sakınmalıdır. Altın ve gümüş biriktirerek paraya tapmaktan men edilmelidir. Akrabalarını ziyaret ederek onların hal ve hatırlarını sormaya alıştırılmalıdır. Allah'ın emirlerini güzel bir şekilde yerine getirme konusunda hassasiyet kazanması sağlanmalıdır.
-insan, hayır veya şer, hangisini elde
etmek için uğraşır ve onunla ahlaklanırsa bunun tesiri kendisinden sonra gelecek olan yedi nesline etki edecektir. Bu yüzden de son derece dikkatli davranması gerekir.
Nefsin ayıplarını görebilmek gerçekten zordur. Çünkü insan, nefsini aşırı bir şekilde sever ve bu sevgi onu nefsinin kusurlarına karşı kör hale getirir. Nitekim esenlik ve güzelliklerin üzerine yağdığı Peygamber Efendimiz, “Aşırı sevgi, insanı o şeyin kusurlarına karşı kör ve sağır eder," buyurur. Sevdiği şeyin kusurlarını görmezden ve duymazdan gelmek, insanın hoşuna gider. Bir de sevdiği bu şey nefsanî olursa durum daha da vahimdir. İnsanın kendini beğenmesinden daha büyük bir felaket yoktur
Bu benzetmede geçen usta sanatkârlar, insandaki yedi
kabiliyeti temsil eder: Bunlar; etkileme, tutma, sindirme, savunma, gelişme, beslenme ve imgeleme güçleridir. Kral, kaynağı kalp olan akıldır. Vezir, beynin orta kısmında bulunan müfekkire (akla yakın olan soyutlamanın en üst seviyesi, tam soyutlama) gücüdür. Posta müdürü, beş duyu organıyla elde edilen bilgiyi soyutlayarak vehme ulaştıran ve beynin ön kısmında bulunan mütehayyile (vehme yakın olan soyutlamanın ilk seviyesi, eksik soyutlama) gücüdür. İstihbarat teşkilatı, yerleri beş duyu organı olan hislerdir. Hazine bakanlığı, beynin arka kısmında bulunan ve kavramları depolayan hafıza gücüdür. Tercüman, konuşma kabiliyetidir ve bu, dil aracılığıyla gerçekleştirilir. Kâtip, yazma kabiliyetidir ve bu, el vasıtasıyla yapılır. Şehrin iyi ve kötü sakinleri, insanın güzel ve çirkin huylardır.
İnsan; yapıları sağlam ve yüksek binalardan oluşan, etrafi surlarla çevrilen, cadde ve sokakları son derece güzel bir planla çizilen, mahalle mahalle ayrılan, evleri sakinleriyle dolu olup virane olmayan, yolları düzgün, kanalizasyon sistemi hazır, çarşı ve pazarları açık hale getirilen, sanatkâr ustaları istihdam edilen, âdil ve yönetmeyi bilen bir kralı olan, bu kralın da bir vezirinin, posta müdürünün, istihbarat teşkilatının, hazine bakanlığının, tercümanlarının,kâtiplerinin olduğu ve yine içerisinde iyi ve kötü insanların bulunduğu bir ülkeye benzetilir.