Ömer Kaya

Ömer Kaya
@Kyby04
Lafa Boğulmak (Öykü) Mart 2025
Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
Oyun Değil, Ayla Burçin Kahraman'ın 9 öyküden oluşan 2. öykü kitabı. Son öyküyü ve öykülere serpiştirilen benzer yahut aynı kişileri düşündüğümde yazarın öykülerini ortak paydada buluşturma arzusunun olduğunu -arka kapakta buna yorabileceğim açıklamaya da yaslanarak- düşündüm. Farklı hayatlar ama ortak bir son: deprem, kayıplar, arayışlar... Mahalle kültürünün hakim olduğu içerikler söz konusu. Metinler, temiz bir dile ve yansıtmacı anlayışa sahip. Hem yansıtmacı sistem hem de seçilen öykü kişilerinden kaynaklandığını düşündüğüm estetik, teknik hamle sıkıntıları gözlemledim. Biraz geriye dönüş tekniği, biraz da betimleme dışında etkili bir silaha rastlayamadım. İçeriği gereği gerilimli, duygusal bir atmosfer yaratma çabası vardı. Fakat söz konusu çaba, çoğunlukla doldurma işlevi gören betimlemelerle sınırlı kaldı. Betimlemeler, metinlerin hacmini arttırmakla birlikte sıkıcı bir okumaya neden oldu. Bir iki öyküde bu tarz bölümlere rastladığımı hissettiğimde atlayarak ilerleyip öyküyü bitirdikten sonra yeniden baştan sona okumaya çalışıp bir şey kaybedip kaybetmeyeceğimi anlamak istedim. Hiçbir şey kaybetmedim. Yansıtmacı anlayışta finallerin önemli bir bölüm olduğunu düşünürüm. Maalesef bu bakımdan da beklentime ulaşamadım. Soluk finallerle karşılaştım. Sıradan insanların çatışmalarını alışık olduğumuz bir anlayışla kaleme alan öykülerden hoşlanan okurlara tavsiye ederim. Bir bilgi kırıntısı elde etmek için parmağını bile kıpırdatmayan, alıştığı düzende yaftalamayı sevenlere de Ayla Burçin Kahraman'la Yük Edebiyat yayın kurulunda aramızda hatır ilişkisi kuracak kadar edebiyat işçiliği yaptığımızı hatırlatmak isterim. Fakat benim için metin başka, kişisel ilişkiler başkadır.
Oyun DeğilAyla Burçin Kahraman · İthaki Yayınları · 202614 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·104 syf.··
2026 17. kitabı
İKTT, 11 öyküden oluşan bir ilk kitap. Arka kapakta şöyle bir ifade var: ...okura yoğun, içten ve güçlü öyküler vaadediyor. Buna katılmam mümkün değil. Öyküler yüzeyseldi ve teknik anlamda -bazı öykülerde takdir ettiğim hamleler olsa da- dişe dokunur düzeyde değildi. Bu da güçlü olmadığı sonucunu doğurur. Genel manada yalnızlıkla sonuçlanmış ilişkilerle karşılaştım. Ancak nedenleriyle ilgili bir veriye ulaşamadım. Dolayısıyla genelgeçer yorumlar yapmak durumunda kaldım. "Yabancılaşma" gibi modernist romanın karakteristik özelliklerinden birinin de her kitaba serpiştirilmesine artık sinirleniyorum. Zira bu yolda dirsek çürütmüşlerin fark edecekleri üzere yabancılaşma, tesadüflerin yalnız bıraktığı ve biraz da duygusallaşan insanı temsil etmez. Şu açık ki burada yabancılaştığı söylenen bütün kişiler, bu eylemi bilinç dışı gerçekleştiriyor. Yani düşünsel yönü yok. Ortada bir tercih yok. Pasif isyan yok. Son dönemde örneğini çokça gördüğümüz için artık bazı konuların sertliği de kalmadı. İşlevsiz betimleme, olay ve detaylarla dolgu öykücülüğüne doğru son sürat koşuyoruz. Okur alıntılarıyla avunuyoruz fakat böyle yaparak geleceğe taşabilir miyiz? Anlatma kabiliyetine sahip, yaşadığı çevreye hakim bir yazarın kitabını okudum. Biraz öfkeliyim. Öfkem şahsi olarak yazara ya da kitaba yönelik değil. Bunları tartışamamamıza... Dilediğince yazmasın mı kimse? Yazsın. Ama diğerinden üstünmüş gibi de gösterilmeden. Prestijli ödüller alan kitaplardan pek de eksiği yok zira. Son dönemde tartışılan -metnin konusunu pek önemsemem- bir mevzu haline de gelen ve anlaşılır sadelikte yazılan "beyaz yakalı" öykülerden keyif alanlara öneririm.
İçimdeki Kilitleri Tek TekGaye Keskin · Can Yayınları · 202588 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 16. kitabı
SGB, 14 öykülük bir ilk kitap. 72. Sait Faik Ödülü'nü aldığı için kendi değerlendirmemi yapmak istedim ve okuma planımda kitabı öne aldım. Kitapla ilgili birkaç yorum da okudum fakat çoğu, içerikle yetinen ve eleştiri kültürüne uzak yorumlardı. Öykülerin tamamında figür anlatıcıya rastladım. Genel çerçevede kadınlarla ilgili sorunlar, aile ilişkileri üzerinden işlendi. "Sade anlatım" ifadesi günümüzde çokça ve bana kalırsa gerçek manasından uzak biçimde kullanılıyor. Derinlik barındırmayan yahut derinliği az olan öyküleri bu ifadeyle değerlendirmek doğru değil. SGB, derin bir anlatıma sahip değil. Teknik anlamda bir atılım da gerçekleştirmiyor. Öykülerin aynı tornadan çıkması beni rahatsız edecek hususlardan biri olmasa da estetik parıltıdan uzak kalması, pekala, ciddi bir eksikliktir. Bu bağlamda yorum yapmamı gerektirmeyen, önemli bir işlev yüklenmeyen betimlemelerle dolu öyküler okudum. Bir çırpıda okumak her zaman iyiye işaret sayılmamalı. Ben bir çırpıda okudum. Kişisel beklentimden uzak bir kitap okumaktan pişman mıyım? Değilim. Yazarın hedef kitlesine, yazma prensibine, yapmak istediklerine her zaman saygı duyarım. Fakat tanıtım bülteni yapıştırarak, özet yaparak, konudan söz ederek de bir metin ne sanatsal değer yüklenir ne de bu bakış bir öneri gerekçesi olabilir. Prestijli bir ödül için yeterliliği konusunda bir şey deme gereği bile duymuyorum. Zira severek, zaman zaman gulumseyerek, kadın erkek arasındaki ilişkinin gerçekliğine sadık kalındığını görerek okuduğum öykülerin kişisel beğeniyle değil; edebî çerçevedeki başarısıyla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Eğer tersi savunuluyorsa SGB'nin aldığı ödülü en az 20 kitapla daha paylaşması icap ediyor. Ödüllerin teslimiyle ilgili bir kehanette bulunmak niyetinde değilim. Ama isterim ki övgü de yergi de
Sardunyalar Güneşe BayılırBaşak Arslan · Sel Yayınları · 202548 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 15. kitabı
Açık Deniz, "Tını" ve "Kazı" olarak isimlendirilmiş iki bölüm ve 13 öykü barındırıyor. Alegorinin yoğun kullanıldığı öykülerin tek tek değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira her birinin insanla, doğayla, ortak hafızayla kurduğu bağ; birikimli bir yazarın özenli çabasıyla oluşmuş. Fakat yine de öykülerin tamamı için söyleyebileceklerimi sıralayayım. "Tını" bölümünün öyküleri nispeten modern zamanlara ait. Ancak imgeden, masalsı atmosferden de destek alıyor. Toplumsal eleştiriler barındırmakla birlikte insanı bugüne değin biriktirdikleriyle anlamayı tercih ediyor. İkinci bölüm olan "Kazı"da bu tercihi daha da derinleştiriyor. Okurun kelime hazinesine ve okuma birikimine katkı sunabilecek cesur, deneyen, kendini hemen ele vermeyen öyküler sunuyor. Tekdüze ilerleyiştense parçalı, çerçeve yapılar kullanıyor. Geçmiş, an ve hayaller iç içe geçiyor. Bilinç akışı, kolaj gibi hikayenin ihtiyaç duyabileceği bazı tekniklere yer veriyor. Bu cesur ve ortaya yeni bir şey koyma çabasının birkaç defosu var. Bazı finalleri -hikaye içindeki hikayelerle bağlantısını göz önüne aldığımda- yorum fırsatı sunmaktan ziyade muğlak buldum. Zaman zaman duygunun şiddetini arttırma çabasının da dağınıklığa neden olduğunu gözlemledim. Bu "dağınıklıkla" mantık örgüsü kurmaktan değil; metnin hem kendi içinde hem de okurla kuracağı bağın derecesini arttırma gerekliliğinden söz ediyorum. Kolaj tekniği öykülerde önemli bir işlev yüklenemedi. Bazı bölümlemeler -okura yardımcı olma çabasından kaynaklandığını sanıyorum- gereksizdi. Ancak öykülerin denemekten, aramaktan korkmayan iştahını ve birikime yaslanan tarzını sevdim. Teknik hamlelerin biçimle beraber içeriğe de şık bir katkı sunması, hikaye içindeki hikayelerin organik bağının gücü -bazi öykülerde başarılıydı- sağlanabilseydi daha güzel bir
Açık DenizŞeyma Samur · Ketebe Yayınevi · 202512 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 14. kitabı
Sait Faik Hikâye Armağanı kısa listesinde yer alan DBR'nin benim açımdan çok özel bir yanı var: Kitaba adını veren öykü Yük Edebiyat'ta yayımlanmış. Üzeyir Karahasanoğlu'na bize emanet ettiği bu güzel öykü için teşekkür ederim. Fakat bununla da sınırlı değil. Öyküyü çok sevdiğim için yayımlanmasını bekleyemeden öğrencilerime okumuş, beraberce yorumlamaya çalışmıştık. Dolayısıyla kitabın bütünsel anlamda metin okuma derslerini destekleyici bir özelliğinin olduğunu vurgulayarak başlayayım. DBR, "Maziyi Bozmak" ve "Mayıs Papatyaları" isimli iki bölüme yayılan 11 öyküden oluşuyor. Birinci bölümün özellikle de ilk iki öyküsü tarihsel dokuya uygun bir dille örülmüş. Diğer öykülerde de zamanın ruhunu yakalamak adına özel bir dil çabası var. Bu da maharetini gelişigüzel değil; edebiyatın ruhuna uydurmaya çalışan, gösterişten uzak, kaliteli bir yazarla karşı karşıya olduğumu gösteriyor. Özellikle ilk bölüm öykülerinin kendini hemen açık etmeyen yoğunluğu dikkat çekici. Yani öyle dur durak bilmeden, sular seller gibi okunacak öyküler değildi. Ağırlığına uygun ciddiyeti şart koşan, yeterli özeni göstermeyeni tökezletip başa sardıran öykülerdi. Bölümleri kabaca değerlendirdiğimde ilkinin geleneksel, ikincinin modern içerik ve üslupla yoğrulduğunu gözlemledim. Tasavvufla ilişkimizden bireysel açmazlarımıza; insanın insanla, toplumla ve doğayla ilişkisinden kuşakların algı farklılığına varan geniş bir konu yelpazesi vardı. Birkaç öyküyü iki parça halinde değerlendirdiğimde bağlantılarını biraz zayıf görsem de önemli boyutta bir sorun olarak algılamadım. Gerek konu gerekse de biçim açısından büyük iddialara girişmeden, beri yandan sadelikten de sanat çıkaran bu çabayı dikkate değer buluyorum.
Dünya Bir RüzgarÜzeyir Karahasanoğlu · Vapur Yayınları · 202511 okunma