Betül Havva

Betül Havva
@Kzl_lale
Hayat bir rüyadır dedikçe dinle Sayısız zaman içinde
ONLAR GÖĞÜS KAFESLERİNDE YAŞLANMAYAN KALPLERİYLE YARATIRLAR"
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 18:31
Bu kitabı anlatmaya ilk olarak çevirmeninden başlamak isterim. Ahmet Murat Özel çevirmiş. Bazı kitaplar çevirmenlerinden dolayı okunur, ama ben bunu daha sonra fark ettim. Benim sebebim Kaknüs Yayınları'nın bir dönemdeki yayınlarını çok beğenmem ve toplamaya çalışmam.Hem kapakları çok güzel hem de çevirileriyle bir boşluğu doldurmuş. Mesela Arap edebiyatına dair ne kadar bilgimiz var ? Belki biraz şiirlerini biliyoruzdur ama öykü ve roman konusunda bir boşluk var. Tevfik el-Hakim Mısırlı bir yazar. Burada edebiyat üzerine yazılarını toplamış. Tiyatro, öykü, roman, sinema gibi pek çok sanat alanına dair poetikasını sunmuş bize. Tüm bunların karşısında insan ne yapar, nerede durur, sanat nedir, sanat yapımı nedir gibi pek çok meselenin etrafında dönmüş yazıları.Bunları okurken aslında hiç de yabancı birinin kitabını okuduğunuzu hissetmiyorsunuz. Zira sizin hassasiyetlerinize sahip biri, dünyayı ve olan biteni anlamaya ve yorumlamaya çalışıyor. Toplumcu gerçekçi yazarlardan sayılıyor ve burada tanıtımında kullanılan bir tabir çok hoşuma gitti. "İskenderiyeli duyarlılığı, derin ve geniş kültürü ve canlı yaratıcılığı onu estetik bir yenileyişin öncüsü yapmıştır." 'İskenderiyeli duyarlılık', çok hoş ve çok yerinde bir tabir. Bir yerde tiyatronun kendisinde özel bir yeri olduğunu söylüyor. Kendisini en çok etkileyenlerin arasında Shakespeare olduğunu anlıyoruz. Kitapta pek çok yerde ismi geçiyor ve eserlerinden alıntı yapıyor. Öyle ki, bir yerde şöyle sormadan kendini alamıyor. " Shakespeare, bugün Mısır'da ortaya çıksaydı, ne yapardı?" İnsanın mizacı, kaderi üzerinde de düşüncelerini okuyoruz. Kaderin mizaçla ilişkisini kurarak insan davranışlarını çoğu zaman mizacına bağlıyor ve bu bağlamda kaderin her zaman göklerden inmediğini, bazen de benliklerin doğasından
Sanat ÜzerineTevfik El-Hakim · Kaknüs Yayınları · 199915 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir iz-düşü'm
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 05:48
Bitişi itibariyle bana Tatar Çölü ve Albay'a Mektup Yok kitaplarını anımsatan bir kitaptı. Dışarda badem ağaçlarının altında yürümekten engelleyen ya senin ellerini kollarını bağlayıp bu çaresizliğe sürüklemenden ya da totaliter bir sistemin baskıcılığında sürüklenmekten ibaret oluyor. Ne Tatar Çölü'nde, ne burada, ne de Albay'a Mektup Yok'ta; içinde bulunduğu durumdan çıkışın mümkün olmadığı, sonsuz bir bekleyiş ve çaresizliğin hüküm sürdüğü bir sonla bitiyor. Distopik bir dünya bu kadar gerçekçi kurulabilirdi.Bolca kendi hayatımızı sorguladığımız kitaplar. En azından bu belirsizlikte bitirmesi bizi sorgulama eşiğinde bırakıyor. Ey okuyucu, sen olsan ne yapardın! Başka bir hayat mümkün mü senin için, onun için. Gerçekten seçebiliyor muyuz? Her şey bizim yapıp ettiklerimizden mi ibaret! Dış etkenler hayatında ne kadar rol alıyor? Bunları düşündüren bir hikaye anlatacaksın hem de o atmosferi iyi bir şekilde kurarak. İyi metinlere denk gelmenin dayanılmaz sorgulatması:)
Rüyalar Sarayıİsmail Kadare · Jaguar Kitap · 2022434 okunma
NERESİNDEN BAŞLASAK BİR LABİRENT
Puan vermedi·736 syf.··
Beğendi
·
2023 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2023 00:57
Kitaptaki olayları anlamak bir hayli zordu. Dikkatli okumak ve biraz araştırma yapmak gerekiyordu.Yine de araştırmalarımla birlikte kitabı elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Bu romanda tartışılan iki mesele var; gülme ve Hristiyanlıkta yoksulluk. Gülme konusu saklı kitaba götürürken, diğeri Ortaçağdaki Hristiyan tarikatlarına götürür bizi. Protestan devriminden önce o dönemi anlama açısından oldukça iyi işlenmiş. OLAYLAR NASIL BAŞLIYOR? Hikaye, Fransisken tarikatıyla Papalık tahtı arasında arabuluculuk etmek için gönderilen William ‘ın yardımcısı Adso’yla birlikte İtalya’daki manastıra gelmesiyle başlar. Burayı seçmesindeki sebep başrahibin tarafsız bir tutumda bulunmasıdır. İmparator heyeti ve papalığın elçileri geldiğinde, burada imparatorun isteğini gerçekleşeceğini düşünür ve asıl görevinin imparatorun tahttan indirilmesini önlemek olduğunu söyler.(syf,105) Cesena lı Michele, Papa Johannes’in Avignon’a çağrısını kabul eder. Çünkü papalıkla çatışarak mezhebini ayakta tutamayacağını düşünür. Etrafındakiler onun papalık tarafından tuzağa düşürüleceğini, gitmeden önce bazı görüşmeler yapmasını öğütler. Marsilio ise Michele’ nin durumunu güçleştirmek için papaya imparatorluk heyeti ile gönderilmesini teklif eder. Tüm bunlar için görevlendirilmiş William manastıra geldiğinde kendini bambaşka olayların içinde bulur . Geldikleri gün manastır, bir rahibin ölümüyle çalkalanmaktadır. William ise Oxford’da öğrenim görmüş, doğa bilimleri öğrenmiş, Marsilio ile tanışınca imparatora danışmanlık eden rahiplerin arasına katılmıştır. Hocalarının arasında en çok Roger Bacon’a saygı duyduğunu, Deccal’e karşı doğa bilimlerini öğrenerek insanın gelişmesini sağlayabileceklerini, otları taşları inceleyerek, uçan makineler tasarlayarak savaşmaya hazırlanmayı öğrettiğini
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Elif Genç bize hikayelerimizin gerçekliğini veriyor
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
Elif Genç 'in ikinci kitabı. İlk okuduğum kitabına göre öyküler daha çok hayattan, daha çok bizdendi. Bunun yanında kalemi kuvvetinden bir şey kaybetmemiş , hikayeleri kurduğu dünyanın içine çekiyor; bunu bazen fantastik bir anlatımla bazen de o yoğun duygunun bizi çevrelemesi ile yapıyor. İyi hikaye anlatıcıları hep öyle değil midir; gerçeklikten kopmadan, kötülüğün sıradanlığına kapılmadan, ideolojilerin bizi şaşırtmasından, duygularımızın sömürülerek kurgulanmasından bizi koruyarak örerler hikayelerini. Böylece acıyı ve hüznü doğru yerden tutabilme , korkularımıza yaklaşma becerisi kazandırırlar. Her insanın bambaşka hikayeleri olmasına rağmen okurken bizi duygularımızın sarmalında hem özgür bırakması hem de bir destekçi olarak yeri gelince elimizden tutması... İşte bütün bunlar benim için iyi öykünün belirtileri oluyor. Kadınların meselelerine hiç bu kadar sahici yaklaşananı -özellikle bunu mesele edinip de- okumamıştım. Çok iddialı olsa da şöyle ifade etmek isterim; "kadın" denilince feminizm altında bir kadını okumamız bizim meselelerimize gerçekçi yaklaşmamızı önlüyor. Burada ise hiçbir baskı hissetmeden direk sorunlarımıza muhatap olabiliyoruz.. Her bir hikayede öne çıkan bir nesne ya da "şey" beliriyor ; varlığından bambaşka bir anlama bürünmüş halde. Bunlar da öykünün kilit anahtarı işlevini görüyor bir yandan. "Leş Yiyen Hayvanlar ve Zaman" öyküsündeki portakal kokusunun suçluluk duygusunu çağrıştırması gibi ... Genel olarak hakim olan ise gidip de geri dönmeyenlerin bıraktığı boşluk... yalnızlık hissi.. "Sarmaşık" öyküsü kurgusuyla kendi içinde sarmalanan bir hikayeyi anlatıyor .. "En ağırı yaşamak" öyküsünde kesif cenin kokusunu unutamadım. "Kulaklıklarına kadar" hayatın, insanın sevdiğiyle arasına girmesinin öyküsü ... "Kayalar şehri "
Yeryüzü GenişlerdiElif Genç · Ketebe Yayınevi · 077 okunma
Transhümanizm ve Yapay Zeka Çağında Yeni İnsan Posthümanizm
Puan vermedi·248 syf.··
2021 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 06:38
Gelişen teknoloji, kullandığımız araçlar, bilgiye ulaşma imkanları, internet ile gelen insan ilişki biçimleri, bunların hepsi bizi dönüştürüyor. Biz, insan olarak değişen şeylerin karşısında aynı kalamıyoruz. Değişen öz mü, kabuk mu?  Daha derinleştirerek sorularımızı çoğaltabiliriz. Yalnız, olanlar sadece bizim yaşadığımız çağa has gibi bir tutumla, felaketlerin kapıda bizi beklediğini düşünerek burada sağlıklı bir düşünme gerçekleştiremeyeceğiz. Kulaklarımızı tıkamamız da durumu değiştirmiyor. O gerçeklik senin başına geliyor. Sezai Karakoç’un kitaplarında öğrendiklerimi burada tekrar aktarmalıyım. -Panik yapmak yok. -Değişmemek için değişmek! Kendini hazır hale getirmek.  Yazar bu alanda yapılan çalışmaların eksikliğine değiniyor. Kitapta bu dönemi anlatırken araştırmalar , alıntılar  ve dönem kıyaslamalarıyla devam etmiş. Bu kıyaslamalara bakacak olursak özetle; 1957, transhümanizm terimin kullanıldığı tarih J. Huksley tarafından. -Artık Einstein, Newton, Edison gibi laboratuvarda çalışan bilim adamları yerine zengin sermaye ile ilişkileri olan E. Musk, S. Jobs, B. Gates gibi isimler ön planda. -Mükemmel kusursuz insan inşa etmek amaçtır. Hastalıkları yenmiş, sınırları olmayan (makine- insan) hep daha ileri kendine hükmedecek bir güç kalmayıncaya kadar daha mükemmele ulaşma çabası. -Bu bağlamda din ile ilişkisi de çarpıklaşıyor. Hümanzimle gelen tanrıdan kopuş, posthümazimle kendini tanrılaştırarak nihayetine varıyor. Jobs’ un ısırılmış elması. - Neodarwinist bir hareket olarak; insanı insandan kurtarma girişimi, en güçlünün hayatta kalması ve beraberinde açtığı insanlar arasındaki eşitsizlik uçurumları. -Teorik altyapısında Darwin ve Freud. -Pratik altyapısında sanayileşme ve teknolojikleşme. -Teknolojik seleksiyon. - Yeni gerçeklik tanımları, sınır
Teknoloji ve Hayat
Transhümanizm - İnsansız DünyaAhmet Dağ · Ketebe Yayınları · 2020178 okunma