• Epik Fantastik, Deneme, Felsefe ve Klasik okuru •
— “Gelgelelim Tanrıların en şefkatli ve nazik olanı bile, hemde bir oyun esnasında öldürülebildiyse, ufukta çok daha beteri görünüyor demekti.”
Dostoyevski babanın şuanlık en sevdiğim kitabı oldu. Anti kahraman bir başrol okumak gerçekten çok harika bir tecrübeydi. Başrol karakter günlük hayatta karşılaşabileceğimiz türden gri bir tipti. Karakter haz etmemeniz için elinize çok malzeme veriyor, bu realite nedensizce çok hoşuma gitti. Bu yüzden güzel bir kitaptı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Açlığını duyduğum dostluk temasının işlenmiş olması bu kitabı bir haftada bitirmemde büyük etken oldu. Nostaljik epik fantastik hissiyatını verdiği için evimde hissettiren bir kitaptı. Olumsuz yönleriyse Nos’un biraz fazla watty boy tarzı yazılmış olması. Ha tabi Nos’u seviyorum özellikle derin bir karakter olmasını. Okurken beni rahatsız eden kısım Nos’tan sürekli gizemli, soğuk ve “siyah” tropelarıyla bahsedilmesi. Buna ek olarak -belkide ilk kitap olduğu için- evrene dair daha çok şey ve dört karakterden ziyade daha çok karakter görmek isterdim. İkinci kitapta dediğim bu iki şeyin olmadığını biliyorum bu yüzden büyük ihtimalle ikinci kitabı daha çok seveceğim. Bunların dışında Damla duygu geçirme konusunda çok yetenekli. Yazmayı hiç bırakmamalı.
Bazı eleştirmenler eksik veya tamamlanmamış bir eser gözüyle bakabilir ama benim için en unutulmaz başyapıtlardan oldu. Okuduğum süre boyunca başka hiçbir şey düşünemediğim bu kitap kesinlikle kitaplığımın rafına yerleştirsem bile zihnimi asla terk etmeyeceğini hissediyorum. Zihnimde kirâsız konakladığı için Bulgakov’u suçluyorum! <3 Usta ve Margarita
“Kitap okuma denilen şey, benden koparılıp alınırsa, hiçbir hayat deneyimi olmayan ben ağlanacak hâlde olurdum galiba. Kitapta yazılanlara işte o kadar çok güveniyorum. Bir kitap okuduğumda onun için deli olur, ona güvenip empati duyar, onu özümser ve hayatımın bir parçası hâline getirir, başka bir kitap okudumda ise ânında değişiverirdim.”
Kitaptaki karakteri o kadar çok kendimle bağdaştırarak okudum ki keşke kitap bu kadar kısa olmasaymış diye geçirdim hep içimden. Osamu Dazai’nin eserlerindeki depresif sakinlik her zaman hoşuma gitmiştir zaten. Bu kitabı da kesinlikle okumanızı şiddetle öneriyorum. Ana karakterimizin on iki saatini okuduğumuz bu kitap oldukça kısa ancak bir o kadar da ilgi çekici. Çünkü kendi içine çekildiğinde dünyaları düşünen insanlara bu kitabın bir yuva niteliği taşıyacağını düşünmekteyim. Öğrenci Kız
Oldukça kısa olmasından ötürü çok hızlı okudum ancak birinci kısımda çok fazla altını çizdiğim yer oldu. Güzel sözlerin olmasının dışında gerçekten güçlü betimlemeler vardı. Yani sırf betimlemiş olmak için, sayfayı doldurmak için bir şeyler uydurmak yerine tam da kitabın anlatımına uygun sanat dolu betimlemeler mevcuttu. Sadece ikinci bölümde kitabın ne kadar eski bir zihniyetle yazıldığını hissettim o kadar. Yani ataerkil toplum diye bağırıyordu resmen sayfalar. Bu yüzden o tarz satırlar okurken derin derin nefesler alsamda zaten kısa bir eser, bu yüzden de vakit kaybı olmuyor.