Kitabı sadece Patasana'nın tabletleri hürmetine okudum. Ana karakter arkeolog kadına gıcık olmaktan organlarım yer değiştirdi. Yazarı normalde çok severim tarihi, kültürü çok güzel anlatıyor ama bu kitapta bahsi geçen sözde ermeni olayı için arkeolog olmuş kadın cevap veremiyor... 5 yaşında bebeye dahi söylesen 'abla arşivleri baksınlar biz bakmasınlar demiyoruz' diye cevap verir bu kadın da o da yok. O yüzden baya bir irite oldum bu konu hakkında. Sonrasında yüzbaşı gerekli cevabı (ki bana göre yine havada kalmış bir cevaptı) verse de kitabın sonlarındaydı. Medeniyeti bizden öğrenemler gelmişler caka satıyorlar... Kimse de çıkıp 'kadın arkeolog uzmanlık alanı o değil' demesin çünkü böylesi temel bir bilgiyi bilmek için illa tarihçi olmaya gerek yok. Kaldı ki arkeoloji ve tarih iç içe.
Kitabı okuyalı biraz oldu ama hatırladıkça yine uyuz oldum. Sürçi lisan ettiysem affola...
Gün Olur Asra Bedel kitabının son kısmıdır. Kuttubayev'in akıbetini Cengiz Han'ın Anadolu seferine çıkarken yaşadıklarıyla harmanlayarak anlatılmış. Yine iki farklı hikaye ama iç içe
Müthiş bir kitap. Dönemin yaşam koşullarını KGB faaliyetlerini çok güzel anlatmış. Asıl ilginç olan şey ise kitapta iki farklı hikayenin olması. Biri dünyada geçen diğeri ise uzayda geçen hikaye. Kozmonot ve astronotların başına gelenler asıl sürükleyici kısımlardı bence. Türk mitolojisiyle güzel bir harman yapmış.
Yedigey'e sövdüğüm bir yer vardı hatta ilk defa bir kitabı fırlatmak istedim sırf onun yüzünden ama hemen toparladı.
Bu kitabın son bölümü SSCB tarafından yasaklandığı için basılmadı. O yüzden yarım kalmış ama Aytmatov son bölümü Cengiz Han'a Küsen Bulut adıyla yayımlamış.
Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.