L

L
@LLawliet
C’est la vie.
Veteriner Hekim
Lisans
Eskişehir
Eskişehir, 7 Mart
725 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Bir kaybın hüznü, bir suçlanmanın ağırlığı.
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 22:34
"İnsan bazen en çok sevdiği kişiyi kaybettikten sonra değil, ona inanılmadığında yıkılır." Bu kitap beni korkutmadı. Ama üzdü, kırdı, parçaladı ve zihinsel olarak yordu. Boynuzlar benim için fantastik bir roman olmadı; duygusal olarak zorlayıcı bir deneyim oldu. Okurken sürekli bir gerginlik, bir iç sıkışması vardı. Sayfalar ilerledikçe sadece olaylara değil, kendi içimde bir şeylere de bakmaya başladım. Bu kitap bende bir şeyleri uyandırdı — rahatlatıcı değil, rahatsız edici şekilde. Merrin’e üzülmem sessizliğineydi. Söylenememiş, yanlış anlaşılmış, geç kalmış her şeye. Ig’e üzülmem ise adaletsizliğeydi. Yas tutmasına bile izin verilmeyen bir yalnızlığa. Suçsuzken kirletilmeye. En kırıcı olan şey şuydu: Bu hikâyede kimse tam olarak “kurtulmuyor”. Gerçek ortaya çıksa bile, olanlar geri alınmıyor. Adalet geliyor ama iyileştirmiyor. Bu yüzden kitap bittiğinde bir ferahlama hissetmedim; aksine içimde bir boşluk ve yorgunluk kaldı. Joe Hill’in anlatımı akıcı ama merhametli değil. Mizah var, ironi var ama bunlar yükü hafifletmiyor; sadece gerçeği daha çıplak hâle getiriyor. Fantastik unsurlar bir kaçış değil, insanın içindeki karanlığı açığa çıkaran bir araç gibi kullanılmış. Boynuzlar herkes için uygun bir kitap değil. Ama bazı kitaplar iyi hissettirmek için yazılmaz. Bazıları seni sarsmak, parçalamak ve sonra sessizce bırakmak için yazılır. Bu da onlardan biri.
BoynuzlarJoe Hill · İthaki Yayınları · 2020205 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

L

, bir kitap okudu
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 22:34
·
2026 5. kitabı
Joe Hill
7.7/10 · 205 okunma
“I think about Meg Loughlin every day."
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 00:11
“Kötülük bazen canavar gibi görünmez; bazen sadece kapı komşundur.” Bu kitabı okurken sık sık durmak zorunda kaldım. Çünkü Komşu Kızı korkutmuyor; insanın içine oturuyor. Jack Ketchum burada bir hikâye anlatmıyor, bir vicdan yükü bırakıyor. Okur olarak sadece tanık olmuyorsun; susanlardan biriymişsin gibi hissettiriyor. En ağır olan da bu. Meg Loughlin, romanda yalnızca bir karakter değil. O, korunması gerekirken görmezden gelinen masumiyet. Ona yapılanlar tek bir “kötü insanın” değil, sessiz kalan herkesin suçu gibi anlatılıyor.En rahatsız edici figür Ruth Chandler değil, ona sessizce alan açan çevredir aslında. Bu yüzden kitapta beni en çok yaralayan şey şiddetin kendisi değil, normalleşmesi oldu. David’in anlatıcı olması kitabı daha da acıtıcı kılıyor. Çünkü onun korkusu, tereddütleri ve geç kalmış pişmanlığı çok tanıdık. Okurken defalarca “Bir şey yapmalıydı” dedim; ama sonra şunu fark ettim: Bu kitap, o cümleyi okura kurdurmak için yazılmış. Dili sade, anlatımı soğukkanlı. Yazar duyguları zorlamıyor, çünkü gerek yok. Her şey zaten fazlasıyla ağır. Kitap bittiğinde rahatlama gelmiyor; bir sessizlik kalıyor. Uzun süre de geçmiyor. Komşu Kızı herkes için uygun bir kitap değil. Ama bazı kitaplar iyi hissettirmek için değil, unutulmamak için yazılır. Bu da onlardan biri.
1000Kitap
Komşu KızıJack Ketchum · İthaki Yayınları · 202549 okunma
En sevdiğim ikili
Nico Robin'i mutlu görmek beni daha mutlu ediyor ☺️
Anime