Şimdi seni gerçekten tanıdığımı hissediyorum. Dan'i asla tanıyamamamın sebebi bana gittiği yerleri hiç göstermemesi, benden önce hoşlandığı insanlarla beni hiç tanıştırmamasıydı. Şimdi, adeta senin hayatının bir parçasıyım. Eskiden oturduğun kafelerde seninle birlikte oturdum, bana yaşadıklarını anlattın ve bunlar bana milyonlarca başka hikâyeden biri gibi, kendim orada değilmişim gibi gelebilirdi -yıllar sonra olsa da- ama yine de oradaydım.
Güçlü tohumlar, size dayanmaksızın büyüyecektir.
Ektiğiniz tohumlar zayıfsa, sonsuza dek onları desteklemeye ve büyüyeceklerini ummaya devam edersiniz. Zayıf bir tohumun güçlü ve güzel bir çiçek haline geleceğini umma hatasına düşmeyin. Bu nadiren olur.
ALLAN: ...dişçi olmaya ne zaman karar verdin Frank?
FRANK: 18 yaşımda, üniversitedeyken. Tıbbı sevmedim. Dişçilik bir sonraki seçeneğimdi.
ALLAN: Dişçi olmayı seviyor musun Frank?
FRANK: Pek değil, ama en azından faturaları ödüyor.
ALLAN: Frank,18yaşındabirçocukmuayenehanenegiripdesanahayatınınbundansonraki20yılındaneyapmangerektiğinisöyleseydi,onudinlermiydin?
FRANK: 44 yaşında birine hayat hakkında ders verebilecek 18 yaşında birini pek sık göremezsin.
ALLAN: Yani dinlemez miydin?
FRANK: Kesinlikle hayır.
ALLAN: Ohaldenedendinliyorsun?
Bu noktada 44 yaşındaki hayatını 18 yaşındayken verdiği kararın yönettiğini fark etmişti.