evlenmemişlerin ve boşanmışların hayatlarıyla kendi hayatlarını karşılaştırıyor, garın önünde sırt çantasıyla yere oturmuş, kutudan sakin sakin süt içen genç gezgin kadına mahzun bakışlar atıyorlardı.
bu kitabı ile Türk edebiyatında en sevdiğim yazar oldu sema kaygusuz. insanlığa ve insana böyle mesafeli ve bir o kadar da duygu dolu yaklaşmak maharet işi. asla ağlak bir edebiyatı yok. mitsel bir hava, soylu bir duygusallık. kendi biricik dilini bulabilmenin verdiği özgüven ile okuruna da kendi zihninin dehlizlerinde dolaşabilme cesareti aşılıyor.