‘“Derslerime, notlarıma, okumama, yazmama, konferanslara, sınav kâğıtlarına,
forumlara, öğrenci dertlerine, evime, kocama, pedikürüme, alışverişime, bacaklarımın
kılını almaya, telefonlara cevap vermeye ve mektuplara; yatakları düzeltmeye, gıdası
dengeli sofralar kurmaya, resmi yemeklere, kokteyllere, tiyatrolara, konserlere,
tartışmalara gitmeye; bazı geceler evimizde aydınca toplantılar yapmaya, böyle başka
toplantılara gitmeye; en yeni sol yayınları okumaya, en yeni olayları izlemeye, bunları
derleyip toplayıp, ayıklayıp, birleştirip bir sonuç çıkarmaya; yeni bir araştırma kitabı
hazırlamaya, yapılmış araştırmaları değerlendirmeye; dağ taş gezilere çıkmaya, gezi
valizlerini hazırlamaya, saçımı kestirmeye, biten rujumun, kremimin yerine yenilerini
almaya, temizlikçiye elbiselerimizi taşımaya, kasapta sıra beklemeye; tıkanan
muslukları pompalamaya, anneme seveceği bir şey armağan etmeye, onu doktoruna
götürmeye, fizik tedavisinden getirmeye, eş-dost çocuklarının doğum günlerini
kutlamaya, başları sıkıştıkça eve doluşan öğrencilerime kendime yaraşır akıllar
vermeye, kendime yaraşır yollar göstermeye; kocamla sevişmeye, seviştikten sonra
tepeden tırnağa yıkanmaya, ona temiz çamaşırlar hazırlamaya, işlerini dinlemeye,
kendi işlerimi anlatmaya, sevgimizi eskitmemeye çalışmaya, yeni sözler icat etmeye,
yeni heyecanlar yaratmaya, ekonomimiz üstüne raporlarını tape etmeye -bu işte benden
başkasına güvenmez-, onun gezi valizlerini hazırlamaya, gidişinde hüzünlü, gelişinde
kıvançlı olmaya; ıspanak ayıklamaya, hamsi kafası koparmaya, soğan doğramaya, yazı
makinesini onarıma götürmeye, onarımdan getirmeye, sökülen fermuarımı dikmeye,
etek boylarımı gününe uydurmaya; Le Nouvel Observateurü, Les Nouvelles Littiraires’i,
Le Monde’u okumaya, günlük gazeteleri okumaya, Anlı, Yeni