Geçmişlerini arayan, artık gerçekte var olmayan geçmişe boğuk sorular yönelten bu gölgeler onların kendisi değil miydi? Gölgeler, canlanmak isteyen ama bunu artık başaramayan gölgeler… Ne kadın eski kadındı ve adam eski adam… Ama tıpkı ayaklarının dibindeki bu kara hayaletler gibi kendilerini bulmak için boş yere didiniyor, cansız ve güçsüz çabalarla kendilerinden kaçıp, kendilerini yakalamaya çalışıyorlardı.
Adam şaşkınlıktan sendeleyerek, “ Çılgınlık, “diye kendi kendine kekeledi. “Çılgınlık! Ne istiyor bunlar? Yeniden, yeniden mi?“ Onun yaşamını altüst eden bu savaşı bir kez daha mı yaşamak istiyorlardı?
Gelgelelim bu duygu selinin derinlerinde, genç adamın ruhunda direnen bir şey vardı, tasa benziyordu, kaldırılmamış, temizlenmemiş, duygularının özgürce akabilmesi için oradan alınması gereken bir şeydi.