- Çalışmakla kadınlıktan çıkılmıyor ya. Gene kadınlığını eder!..
...
-Ben kadın olsam kendi ekmeğini kendim kazanmak ve gönlümün istediği zaman istediği erkekle yaşamak yolunu tutardım!
Oturduk, biz namuslu insanlar, zamanın kötülüğünden, ahlak düşkünlüğünden yana yana şikâyetler ettik,
... belki o çekiştirdiğimiz adamlar da bizim gibi oturup ortalığın ahlaksızlığından şikâyet ederler!
..."hükümet"demek memurlar demektir. Büyük memurlar, küçük memurlar toplanır, adına hükümet derler.
-Memurluk kazançlıdır, derler ya, kulak asma! Çoğu borçludur.
Asıl ve iyi yanım yavaş yavaş elimden gidiyor, yavaş yavaş ikinci ve kötü yanımla bütünleşiyordum.
Artık bu ikisi arasında bir seçim yapma gereği duyuyordum. İki yaradılışımın belleği ortaktı, ama öteki bütün zihinsel yetiler son derece eşsiz bir biçimde paylaşmıştı.
"soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır. Soru sormak bir taşı harekete geçirmek gibidir. Bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşün; taş başlar yuvarlanmaya ve öteki taşları da harekete geçirir; çok geçmeden, taşlardan biri evinin arka bahçesinde oturan kendi halinde (hem de en son akla gelebilecek) bir adamcağızın tepesine iniverir, ailesi de dımdızlak ortada kalır.(...)
Birinin canı burnuna gelmişse ona fazla soru sormayacaksın."