Mâil diye ağlamaktansa udum diye inlemek kendisine daha doğru geliyordu. Bedia, Şemi'ye elbette yalan söylüyordu. Onun istediği, o anda hatırladığı udu değildi; Mâil'di. Hatta sonraki Mâil değil, önceki, evlendikleri zamanki Mâil'di. Henüz kendisine ihanet etmemiş, fuhuş âleminin, o iğrenç çirkefin pisliğini, kirini, buseleri vasıtasıyla pak bir vücuda nakletmek gibi bir küstahlıkta bulunmamış Mâil'di...
Çocuk mu oldum, deli mi olacağım bilemem! Lakin herhalde bugün pek fena bir şeyler olduğumu hissediyorum. Sözünü edip gitmek istiyorsun! Lakin sen de benden vazgeçemezsin Bedia! Nafile gitme!