Kitap olay kurgusu üzerinden yazılmış. Olaylar peşi sıra yazıldığı için akıcı diyebilirim olumsuz tarafı olayları takip etmekte zorlandım. Betimlemeleri yetersiz buldum. Estetik dil açısından yetersiz diyebilirim. Çin tarihinin aileye bakış açısını kitaptan öğrenebiliyoruz. Fugui karakterini ilk kısımlarda hiç sevmedim. Sonraki kısımlarda hayata tutunma çabası önyargımı kırdı. Bence kitabın adını alma nedeni fugui' nin yaşam mücadelesi. Kitapta en üzüldüğüm karakter kesinlikle fengxia oldu. Her sayfada umudum devam ederken onun ölümü umudumu bitirdi kitabı hissiyatsız şekilde bitirdim. Fugui'nin yaşadıkları gerçekten ağırdı. Empati kurmakta oldukça zorlandım ben bu yaşama yaşamak der miydim bilmiyorum. Fugui gibi güçlü ve umutlu insanların hayatta olması gerekiyor onlarda dünyanın bu ihtiyacını karşılıyor. Kitaptan beklentim çok yüksekti hayal kırıklığına uğradım. Kitap kötü diyemem ama iyi de diyemem. Sadece okunmalı diyebilirim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Martin’in yolculuğu sınıf farklılıklarından dolayı oluşan insan ilişkilerini, dostluğu, aşkı, insan olarak sadece benliğe gösterilen saygı kavramını sorgulamama neden oldu. Martin’in başından itibaren Ruth’ a olan aşkı samimi gelmedi çünkü Martin’in Ruth’a olan aşkını betimlerken her defasında burjuva sınıfının özelliklerini sayması ve Ruth’u sadece burjuva özellikleri ile tanımlaması bunu kanıtlıyordu. Martin’ in Ruth’ a ulaşmak için çıktığı bu yolculuk aslında kendi iç dünyasının yolculuğuydu. Kendi sınıfından memnun değildi ve hayran olduğu entelektüel sınıfa ulaşmak için her şeyi yaptı. Bu yolculukta çoğu kez geldiği sınıfı küçümsedi. Lizzie’yi gördüğünde onun çok güzel olduğunu görmeyip elinin nasırlı halinine odaklanması bu durumun midesini bulandırması bunun örneğiydi. Beni şaşırtan nokta kitabın son sayfalarına kadar Martin’in kendini fark etmeyişi ve göremeyişiydi. Ruth’u değil idealize ettiği bir burjuva kadınını sevdiğini sonradan fark etti. Burjuvanın idealize ettiği hayalden çok uzak olması, popülarist yaklaşım benimsemeleri, insanın benliğine değil insanların sahip oldukları şeyler için insanları sevip saygı göstermeleri, entelektüelliği üniversite okuma ile eş görmeleri martin için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Geldiği sınıf ile şu an yükseldiği sınıf arasında sıkışıp kaldı. Bu da onun fiziksel değil zihinsel ölümünün sebebi oldu. Kitapta en sevdiğim bölüm Ruth’ u sevmediğini anladığı ve bunu kendine itiraf ettiği bölüm oldu. Beni sorgulatan kısım ise Lizzie’yi akşam okuluna göndermesi oldu. Bir zamanlar lizzie’nin konumunda kendisi bulunuyordu ama tek fark o Lizzie’ye Ruth’un ona baktığı gibi bakmadı. Kitap içsel yolculuk, benlik saygısı, özdeğer, özsevgi, sınıfsal farklılıklar, burjuvalar, işçi sınıfı gibi kavramları tekrar sorgulamamıza neden
“Aşk mantık vadisinin üstündeki tepenin zirvesinde oturuyordu. Yaşamın en uç noktası, varoluşun arındırılmış bir biçimiydi ve insanın başına nadiren gelirdi.”