Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
— Orada.. Dünya’da mutlu muydunuz?- diye sordu Aelita.
— Evet,- dedi Los ve yüreğinde soğuk bir ürperti hissetti. –Evet, mutluydum.
— Sizde, Dünya’da, neye mutluluk deniyor? İçeriği nedir mutluluğun?- dedi Aelita.
— Bizde, Dünya'da mutluluk diye, sanırım, birinin kendinden kaçabilmesine, kendini unutabilmesine deniyor. Tamlık, uyum, uzlaşı ve sevinç içinde olmaktır mutluluk; ve bu tamlığı, uyumu, uzlaşıyı ve sevinci kendisine sunacak biri uğuruna yaşamaktan başka bir şey düşünmemektir.
Bu kez Aelita başını çevirip dikkatle Los'a baktı. Böylelikle, ak saçlı deve hayretle yönelen kocaman gözler olduğu gibi ortaya çıktı.
— Bir kadına duyulan aşkla gelir, mutluluğun böylesi, -dedi Los.
Aelita, titredi titreyecek bir sesle:
-Siz, peki.. Dünya’yı neden terk ettiniz? -diye sordu.
- O öldü.. sevdiğim kadın yani, -dedi Los. - Hayatım karabasana döndü. Kendi kendimle kalakaldım. Tek başıma. Ne umutsuzlukla baş edebilecek gücüm ne de yaşama isteğim vardı.
Ölüm değil, yalnızlık, asıl korkunç olan! Ruhunun kurtulacağı umudunun bile olmadığı yalnızlık! Canlı canlı cehenneme düşmüşsün gibi. Cehennem tam da budur işte; sonsuz karanlıkta, içinde hiçbir umudun olmadığı, kaskatı bir yalnızlık.
Evinden ayrılması zor insanın. Köy yıllarında trene binmek için istasyona doğru yürürken kırk kere başımı çevirip geriye, eve bakardım. Ev dediğin de ne; damı ot kaplı bir kulübe! Ama doğup büyüdüğün yer. Toprağını terk etmek demek, çöllerde yitip gitmek demek.