CEVAT YÖRÜR

CEVAT YÖRÜR
@Lahza006
Okumanın lezzetine ermiş kitap dostlarıyla paylaşım için buradayım. İddiam olmaksızın okuduğum kitaplarla ilgili notlarımı paylaşıyorum.
İnsanların aynı zamanda cesur olmaları gerekiyorsa, içlerindeki ölüm korkusunu söküp atmalarına en çok neyin yardımcı olacağını onlara anlatmamız gerekmez mi? “Peki öte yandan, Hades’e ve oranın korkunç bir yer olduğuna inanan bir insan, savaşta yenilgiye uğramaktan veya esir düşmektense, ölümden korkmayıp onu tercih edebilir mi?” “O zaman insanlara (öteki dünyayla ilgili) bu tür hikâye anlatanları kontrol etmemiz gerekiyor. Onlara Hades’te olup bitenleri öyle rastgele kötülemektense, övmeleri gerektiğini söylemek lazım; çünkü Hades için söyledikleri yalnızca gerçek dışı, teşvik edici olmamakla kalmayıp aynı zamanda savaşçılar için de zararlı olabilecektir.” 3. Kitap 386 b-c
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ve iyi şeylerin nedeni yalnızca tanrılardır, kötü şeylerin nedenini ise tanrılarda değil, başka yerde aramalıyız. 2. Kitap 379 c Tanrı her şeyden değil, sadece ‘iyi’den sorumludur. 2. Kitap 380 c
“Homeros, Hesiodos ve onlar gibi başka ozanların anlattığı masallardan bahsediyorum. Çünkü bunlar insanlara kafadan buldukları öyküleri anlatıp durmuşlardır ve hâlâ anlatmaktadırlar.” “Hani, yaptıkları resimleri, orijinaline hiç benzetemeyen ressamlar vardır ya, bu ozanlar da anlatılarında tanrıların veya kahramanların özünü kötü yansıtırlar.” 2. Kitap 377 d
“Bence,” diye söze başladım, “bir devlet, aramızdan kimsenin kendi kendine yetememesinden, başka pek çok şeye (ve kişiye) ihtiyaç duymasından doğar. Devletin başka bir kökeni olabileceğini düşünebiliyor musun?” 2. Kitap 369 b
Yüce Hesiodos, Homeros’a, tanrıların adil insanlara neler bahşedeceklerini şu sözleriyle açıklar: ‘Yüksek dallarında palamutların fışkırdığı, gövdesine arıların yuva yaptığı ağaçlar; Yünlerinin ağırlığını taşıyamayıp sendeleye sendeleye yürüyen koyunlar.’ Homeros da toplum içinde saygınlık kazanan bu insanlar için buna benzer şeyler söyler: ‘Sanki masumların masumu, bir kraldır, Erdemde ve bilgelikte tanrıyla yarışır; Şaşmaz doğrulukla ülkesini yönetirken, Ülkesinin kara toprağından buğday, arpa fışkırır, Ağaçların dalları meyvelerden kırılır. Sürüsündeki hayvanlar doğurur da doğurur; Denizden çıkan balığın haddi hesabı yoktur.’ Musaios’la oğlunun (ilahi ve methiyelerde) tanrılar adına, adillere bahşettiği nimetler bunlardan daha göz kamaştırıcıdır. Onlar şiirlerinde adilleri alıp, aşağı Hades diyarına götürür, orada onları azizlerin ziyafetine konuk eder, başlarına çelenk takar, kana kana şarap içirirler. Sanırsın ki erdemli olmanın en büyük ödülü, sonsuza kadar içip sarhoş olmaktır. Bazıları tanrıların ödülünü çok daha ileri götürerek, inancını koruyan, sözünü tutan insanların soyunun sopunun tükenmeyeceğini, adının nesillerden nesillere aktarılacağını söyler. İşte onlar adaleti, benzer şekilde övmeye çalışırlar. Öte yandan, dinsizlerin de Hades’in bataklıklarına mahkûm edileceklerini, kalburla su taşıyacaklarını, sağken rezil rüsva olacaklarını, Glaukon’un o adil kimseler için saydığı bütün belaların bu adamların başına geleceğini söylerler. Bundan daha ileri de gitmezler. İşte onların, adil kimselerle adil olmayanları övmeleri ve yermeleri böyledir. 2. Kitap 363 b