Yüce Hesiodos, Homeros’a, tanrıların adil insanlara neler bahşedeceklerini şu sözleriyle açıklar: ‘Yüksek dallarında palamutların fışkırdığı, gövdesine arıların yuva yaptığı ağaçlar;
Yünlerinin ağırlığını taşıyamayıp sendeleye sendeleye yürüyen koyunlar.’
Homeros da toplum içinde saygınlık kazanan bu insanlar için buna benzer şeyler söyler:
‘Sanki masumların masumu, bir kraldır,
Erdemde ve bilgelikte tanrıyla yarışır;
Şaşmaz doğrulukla ülkesini yönetirken,
Ülkesinin kara toprağından buğday, arpa fışkırır,
Ağaçların dalları meyvelerden kırılır.
Sürüsündeki hayvanlar doğurur da doğurur;
Denizden çıkan balığın haddi hesabı yoktur.’
Musaios’la oğlunun (ilahi ve methiyelerde) tanrılar adına, adillere bahşettiği nimetler bunlardan daha göz kamaştırıcıdır. Onlar şiirlerinde adilleri alıp, aşağı Hades diyarına götürür, orada onları azizlerin ziyafetine konuk eder, başlarına çelenk takar, kana kana şarap içirirler. Sanırsın ki erdemli olmanın en büyük ödülü, sonsuza kadar içip sarhoş olmaktır. Bazıları tanrıların ödülünü çok daha ileri götürerek, inancını koruyan, sözünü tutan insanların soyunun sopunun tükenmeyeceğini, adının nesillerden nesillere aktarılacağını söyler. İşte onlar adaleti, benzer şekilde övmeye çalışırlar. Öte yandan, dinsizlerin de Hades’in bataklıklarına mahkûm edileceklerini, kalburla su taşıyacaklarını, sağken rezil rüsva olacaklarını, Glaukon’un o adil kimseler için saydığı bütün belaların bu adamların başına geleceğini söylerler. Bundan daha ileri de gitmezler. İşte onların, adil kimselerle adil olmayanları övmeleri ve yermeleri böyledir. 2. Kitap 363 b