Bedenlerinizin Mesih'in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? Mesih'in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Asla! Yoksa fahişeyle birleşenin, onunla tek beden olduğunu bilmiyor musunuz? Çünkü “İkisi tek beden olacak” deniyor. Rab'le birleşen kişiyse O'nunla tek ruh olur.
Allah’ın aklı ile insan aklı arasın-daki büyük uçurum, Allah’ın tüm hikmetlerini bilemeyeceğimizi ve O’na, yaptıklarında hikmet olduğunu bilerek güvenmemiz gerektiğini gösterir. Bir çocuğun, kendisini dişçiye götüren babasına karşı, dişindeki çürük tedavi edilirken çektiği acıdan dolayı nasıl güveni sarsılmamalıysa, bizim de, hikmetini tam olarak bilemeyeceğimiz, imtihanımızın bir parçası olan sıkıntılardan dolayı Allah’a güvenimizin asla sarsılmaması gerekir. Nitekim “iman” kelimesi “güvenmeyi” ifade etmektedir. Böylesi bir iman, aklı dışlamak olarak anlaşılmamalıdır. Bu güven, aklın gereğidir; aklıyla Allah’ın kudretine tanıklık eden ve kendi sınırlılıklarını anlayan kişi, Allah’ın tüm hikmetlerini bilemeyeceğini ve her şeyini veren Allah’a güvenmesinin aklın gereği olduğunu da idrak eder.
Augustine (354-430), bir arkadaşının ölümü üzerine, yalnızlık ve keder duygularını derinlemesine hisseder ve mutluluğun geçici olanlar üzerine bina edilemeyece-ğini, sevginin bir nimet olması için sadece Ezeli Olan’a yönelik olması gerektiğini ifade eder.