Ben başkasının yalnızlığı olsaydım
geceden başka sebep aramazdım şiire,
bir anı çıkarırdım sefere, adı: İkindi Treni
ve ilk istasyonda indirirdim bütün kelimeleri
İki bilet alırdım, biri gölgem için biri kendime
‘gece benim mesleğim’, ona kalbimle çalışırken
yalnızlığımı bir anıdan önleyecek kadar ince
bir mektup pulunu terk ederdi, ben utanırdım
Beklenmek güzelken kim gider hemen
bilmezdim yalnızlık kimin ve bu anı neden
daha trene binmeden, nereye, ne ikimizden
bir yolculuk çıkar ne de bir şiir ikindimizden
Ben başkasının yalnızlığı olsaydım
Bir anı olurdum kendinden başka kimseyi terk edemeyen
Ben başkasının adası olsaydım
çok sevmek de kederlidir ve insan gölgesinden bile
uzağa düşer, ölüm zaten bir kara ada, derdim,
bir kız gözyaşlarına küser, ben tutar ayrılığa küserdim.
Herkes başkasının adası ölümle ayrılık arasında
iki denizden sürgün gibi kimsesizler mezarlığında
gizlice buluşan gözyaşlarına bakar akar ağlardım
kimin acısına sızsam, gözlerimden önce maviyle uyanırdım
Bir ada; iki gözyaşı arasındaki mavi harfleridir,
akşamla kâğıttan kayığı batmış çocukluğun,
kimi dipte kelimeler ve acısı yüzüne vurmuş
bir ada, mavi yerine bir kızın gözlerinde unutulmuş
Ben başkasının adası olsaydım
gözlerimi rüyadan saklardım, desinler ki: acı uyumuş…
…
Dilim daha incedir sözlerimden ve daha
derin bakışlarım gördüğünüzden, şiir bile
uslu kalır yanında deli suskunluğumun,
ben delidildim, aşkı aşkla konuşurdum
...
…Çocuğu içinden atarsan anne olursun
yağmuru parka atarsan üzgün
şiiri içinden atarsan şair olursun
şiiri içine atarsan
içine atmış olursun yalnızca
aşk olursun diyemem yine de
içine attıkları bu karanlıkta
...