Hastalıkların, marazların hep kalpte olduğunu söylüyor ve kalbi temizlemekten bahsediyorlar. Ben de kalbimi yokluyorum sık sık; hep ağrılı, vesvesli, gidip gelen buluyorum. "Huzursuz, hüsran duyan kalp,"
diyorlar; "Benim, buradayım," diyemiyorum. "Allah korusun!" diyorlar. Kendimi nereye saklayacağımı şaşırıyorum.
Hayata sığmak kolay değil, elin kolun sığsa tuttukların
sığmıyor, ayakların girse hayallerin girmiyor, belin dönse gözün arkada bıraktıklarında kalıyor, hep bir darlık, darlık, sıkışma, sonra da bakılıyor ki, insan gire gire daha giriş kapısında durmuş, orayı da tıkamış, ötesi bomboş, yiğitsen ilerle.
"Geri çekilip, az ötede durup, biraz öne geçip hayatıma
baktım, dediğim gibi yirmi dört yaşındaydım. Pek bir şey göremedim. Sadece gördüğüm bir şey beni irkiltti,o da o vakte kadar nasıl olup, neye güvenip rahat ettiğimi, nasıl olup da gülebildiğimi kestirememem oldu."