Bugünün insanı bizler bölünmüş haldeyiz. Hayatımızı böyle her bir parçasını başka bir çekmeceye tıkarken kendimizi de ayırmış, başka bir çekmeceye almışızdır. Günlük yaşam pratikleri gereğince gerekli olanı gerekli çekmeceden alırız ancak bazen de beklemediğimiz anda bir çekmece açılıverir. İşte bu çekmeceden çıkanların kaynağı bilinçdışıdır.
"Nereye gittiğimiz önemlidir ancak aynı derecede önemli olan bir diğer şey de nereye kimin gittiğidir." Yola çıkarken fark etmiyoruz bile kimdir yanımıza aldığımız?
Dışarıdaki dünyanın kuralları hayli zorlayıcı... İyileşmeyi umanlar için binlerce araç ortalığa saçılmış bir halde. Çeşitli metotlar, öğretiler, inançlar, bilimsel formüller... İnsan, her eline attığı şeyde sonsuz mutluluğu ve bütünlüğü yakalamanın derdinde. Eski bir deyişte söylendiği gibi, dünyaya bağlandıkça köklerini yitiren bizler ağaç tepelerine sarılıyoruz. Ruhun insanın ancak kendi topraklarından doğabileceğini unutuyoruz. Diplerdeki akıntılardan ve karanlıktan kaçarak kendimizi yükseltmenin peşine düşüyoruz. Sonrası malum...