Bugünün derdi bu ruhumuzun kaybolması. İşin acıklı tarafı da onu olmayan yerlerde aramamız. Konfüçyüs bu meseleyi harika bir şekilde özetlemiş gibi, şöyle der: "En zor şey karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır özellikle odada kedi yoksa."
Bilinç bilinçdışı ile sürekli etkileşim halindedir. Bazı düşünceler bilinçli zihinde yer bulamadığında ya da gerekli değillerse, bilinçli zihinde yer açabilmek için bilinç dışına atılırlar. Bu bilinç dışına atılan düşünceler belki artık işlevsel değillerdir, bizim için önemini yitirmiştir ya da görmek istemediğimiz, halının altına süpürdüğümüz şeylerdir.
İstekleri dış şeylerden yüz çeviren kişi, ruhun olduğu yere ulaşır. Ruhu bulamazsa boşluğun dehşeti onu kaplar ve korku onu zamanı kamçılayan bir kırbaçla sürükler ve yine dünyanın sığ şeyleri için umutsuz bir çaba ve kör bir istek duymaya devam eder. Sonsuz isteğiyle budalalaşır ve ruhunun yolunu yitirir ve bir daha da bulamaz. Her şeyin peşinden koşar ve onları sıkı sıkıya tutar ama ruhunu bulamaz çünkü ruhunu ancak kendi içinde bulabilir.