İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar. Yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır. Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır.
<Gel ey fasl-ı bahârân mâye-i arâm ü hâbımsın
Enis-i hâtırım, kâm-ı dil-i pür-ıztırabımsın>
Gel ey bahar mevsimi, sen benim huzur ve uykumun özüsün;
düşüncemin arkadaşı, acılarla dolu gönlümün lezzetisin.
Köylümüz darda kaldığında elini havaya açar, havaya bakar, havaya konuşur. Ama ürünü topraktan, toprağı işleyerek, toprağın kahrını çekerek alır. Bitkilerin, ağaçların kökü topraktadır, havada değil. Din kitaplarında, kökü havada olan ağaç resimleri vardır. Oysa kendi dayanağımız kendi topraklarımızdadır. Hava havadır. Umut dışta değil, içtedir. Umut kendi toprağımızda ve kendi halkımızdadır.