Mutluluğu bekleyip, sonunda dayanamayıp evden kaçıp gittiğinde hemen ertesi gün mutluluğun o müthiş haberi senin ardında bıraktığın eve varır ama artık çok geçtir. Mutluluk bir gün geç gelir.
Kimi zaman beni çok etkileyen, kimi zaman utanmama, acı çekmeme neden olan şeyler olduğundan emin olmama rağmen aradan zaman geçtikçe sanki hiçbir şey olmamış gibi hissediyorum. Şimdi denen an ilginç. Şimdi, şimdi, şimdi diye daha parmakla gösterirken, ‘şimdi’ uzaklarda kaybolup, yeni bir ‘şimdi’ geliyor.
Neden yalnız kendimizle tatmin olup, ömür boyu yalnız kendimizi sevemiyoruz ki? İçgüdünün, şimdiye kadar olan duygularımı, mantığımı yiyip bitirişini izlemek acınası bir durum. Biraz olsun kendimi kaybetsem hemen arkasından hayal kırıklığına uğruyorum. Benliğimin her halinde içgüdülerin bıraktığı kesin izleri fark ettikçe ağlayasım geliyor.
Kendi karakterim diyebileceğim bir şeyi aslında gizliden gizliye sevdiğim, sevmeye devam etmek istediğim halde bunu kendi üzerimde somutlaştırmak korku verici. İnsanların onayladığı bir kız olmak istiyorum hep. Bir sürü kişiyle bir araya gelince hemen nasıl da dalkavuklaşıyorum. Ağzıma almak bile istemediğim sözleri, kendi hislerimden çok uzak şeyleri yalandan söyleyip duruyorum. İşime böyle geleceği için, işime geleceğini düşündüğüm için. Bundan hiç hoşlanmıyorum. Bir an önce şu ahlak kurallarının baştan aşağı değişeceği gün gelse keşke. Bu dalkavukluktan da kendi iyiliğim yerine, başkalarının görüşleri için yaşamaktan da kurtulurdum böylece.