Dersen ki “Doğrusu Kur’an’ın bir Batın manası, bir Zahir manası, bir haddi/tarifi, bir de matlaı vardır” sözlerine ne diyeceksin?
Derim ki: “Hz. Peygamberden zikredilen bu rivayet sahih değildir. Hele bu rivayet İbn Abbas’tan geliyorsa terket gitsin! Üstelik kim demiş İbn Abbas’tan böyle bir rivayetin nakledildiğini? Bir de aktardıkları rivayetin işlerine gelen kısmı olup devamını işlerine gelmediği için zikretmiş değillerdir. Zira İbn Abbas eğer kendisine dayandırılan bu rivayet sahihse, sözlerinin devamında, ‘Kur’an’ın zahiri, onun tilaveti, batnı ise onun tevilidir’ demekle zahirin lafız, batnın ise mana olduğunu kast ettiğini ortaya koymuştur.”
a) “Ayetler tabii bağlamları çerçevesinde anlaşılmalıdır.”
b) “Kur’an ayetleri birbirini tefsir eder.”
c) “Ayetlere ilk muhataplarının anlamayacağı anlamlar yüklenemez.
İnsanın yüzlerce kitap içerisinde -ki bu kitapların da dayandıkları yüzlerce kitap söz konusu- okuyup düşünceleri ayırt edip kendi düşüncesini inşa etmeye kalkıştığı fakat eline gözüne bulaştırdığı bir dönem bu yeterlilik dönemi... Ne okunacak kitaplar bitiyor, ne okuduğun anlaşılıyor 🥺
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...
Nazım Hikmet♥️